Fotosentez

Fotosentez yeşil bitkilerin havadaki (CO2) karbondioksiti kendi bünyelerindeki çeşitli organik maddelerin içine transfer etme olaylarıdır.

 
                                 673 k.kal.
6CO2 + 12 H2O            →            C6 H12 O6 + 6H2O +6O2  Fotosentez
                                 Klorofil

Fotosentez ışık enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürmekten başka bir de atmosferdeki O2 ve CO2 dengesini koruması bakımından önemlidir.


                        (Aydınlık)
Fotosentez   →    Işık →   Karanlık
                             ↓                  ↓
                       Granum        Stroma
 
Işık Aşamasında: Işık gerekli, H2O su gerekli, fizikseldir (tepkime), sıcaklık etkili değil, 18-22°C
 
(H2O → 4H+4e+ATp)
 
Karanlık Aşamasında :CO2 karbondioksit gerekli, sıcaklık değişimine duyarlı, ışık gerekli değil, kimyasaldır (tepkime), 18-20°C
 
Manyetik Spektrum : Işığın dalga boylarına göre 7 ana renge ayrılmasına denir.
 
Mor Mavi  MaviYeşil Yeşil  Sarı Turuncu Kırmızı
390         430          470           500         560          600          650         760
 
Karbondioksit kontrasyonu ve ışık şiddetini birlikte incelediğimizde her ikisini aynı anda arttırmamız gerekir.
 
Fotosentez: Bitkilerin stomalar aracılığıyla aldıkları (CO2) karbondioksit, bitkilerin kökleri aracılığı ile aldıkları su ile klorofilli bir hücrede güneş enerjisi yardımıyla organik maddeye dönüştürmesine fotosentez denir.
 
                                 673 k.kal.
6CO2 + 12 H2O            →            C6 H12 O6 + 6H2O +6O2  Fotosentez
                                 Klorofil
 
Fotosentez ile Kemosentez Arasındaki Fark: Bitki fotosentezde gerekli enerjiyi güneşten alırken, Kemosentezde ise gerekli enerjiyi kimyasal maddelerden (sudan) alır.
 
Kloraplast : Bitkilerin canlı kısımlarında bulunur. İçinde klorofil vardır. Özellikle fotosentez organı olarak bilinen yapraklarda bulunur ve içerdikleri klorofil pigmenti nedeniyle yeşil renkli görülürler. Görevi güneş enerjisini kimyasal enerjiye çevirmektir.
 
 
Öğle saatlerinde yaparsak seviyeyi arttırırız. Zaten sabah saatlerinde bitkinin karbondioksit miktarı yüksektir.
 
  1. Işık :
    1. Işığın Entansitesi :(İntansite: Birim zamanda birim alana düşen (gelen) enerji (ışık) miktarıdır.) Belli bir şiddete kadar ışığın şiddeti arttıkça fotosentez hızını arttırır. Belli bir sıcaklıktan sonra klorofili oksitlediği için fotosentez hızı azalmaya başlar. Işığın dalga boyu fotosentez hızını etkiler. Dolaylı etkisi: Bitkiye gelen ışık hızı azaldıkça stomalar daralmaya başlar. Işık azaldığı için bitkilerin (CO2) karbondioksit alımı azalır. Buda fotosentez üzerine olumsuz etki yapar. Işık artar → Sıcaklık Artar → Su Kaybı Artar (Transpirasyon) → Fotosentez Azalır.
    2. Işığın Niteliği (Dalga Boyu) : Bitkiler mavi ve kırmızı renkte ışıklarda daha çok fotosentez yaparlar.
    3. Işıkta Bırakılma Süresi : Işıkta bırakılma süresi belli bir saate kadar arttırıldığında fotosentez hızı da artar. Bitkiler ışıkta daha çok kaldığında daha çok fotosentez yaparlar. Fakat belirli bir süreden sonra fotosentez hızı azalarak düşmeye başlar.
  2. Karbondioksit Konsantrasyonu (CO2) : Normalin üzerine çıkarıldığında belli bir değerden sonra toksik etki yapar. %0,03 den %0,06 ya iki kat artırıldığında fotosentez hızı 3 kat artar. Bitkiler için en ideal CO2 konsantrasyonu %0,1'dir. Yüksek düzeyde karbondioksit (CO2) konsantrasyonunun olumsuz etkileri; Bitkinin çeşidine göre, bitkinin meydana geldiği dokunun yaşına göre, CO2'ye maruz kaldığı süreye göre (genç bitkiler yaşlı bitkilere göre CO2'den daha fazla etkilenir) farklılık gösterir.
  3. Sıcaklık : Diğer faktörler sınırlayıcı olmaması kaydıyla sıcaklık belli bir dereceye kadar arttırıldığında fotosentez hızını arttırırken, belli bir dereceden sonra azalmaya neden olur. Sıcaklık karanlık aşamada enzimlerin faaliyetlerini arttırır. Bitkiden bitkiye değişiklik gösterir. Fotosentez için gerekli sıcaklık miktarları (asgari:5-6, optimum:20-30, azami:30-35) Örnek : Tropikal bitkiler : 5°C Işık + Karanlık = Fotosentez (ışıkta birleştirme)
  4.  Fotosentez Üzerine Soğuğun Etkisi:
    1. Doğrudan Etkisi : Fotosentez karanlık aşamalarında enzim aktivitelerini azaltır. Karanlık aşamada sıcaklık enzim aktivitelerini arttırır. Soğuk azaltır. Soğuğun etkisi ile hareketlilik azaldığı için fotosentez hızı da azalmış olur.
    2. Dolaylı Etkisi : Hücre içinde ve hücre dışı boşluklarda suyu etkiler. Hücre içindeki su donduğu zaman hareketi azaldığı için fotosentez azalır. Hücre dışındaki su azaldığı zaman ise yine su az olduğu için fotosentez hızı azalır.
  5. Fotosentez Üzerine Yüksek Sıcaklığın Etkisi: Yüksek sıcaklık bitkilerin su kaybına neden olur. Doğrudan etkisi yüksek sıcaklıkta bitkiler su kaybettikleri için su kaybı fotosentez hızını azaltır. Dolaylı etkisi ise stomaların daralması (kapanması)ndan dolayı CO2 alımı azalır. Buda fotosentezi azaltır.
  6. Fotosentez Hızı Üzerine Oksijen Konsantrasyonunun Etkisi: Normal soluduğumuz havanın yaklaşık %21'i O2 teşkil eder. Normal bir bitkinin soluduğu havanın %2,5' i O2 teşkil eder. Oksijen miktarı artarsa fotosentez hızı artar, oksijen miktarı azalırsa fotosentez hızı azalır. Dolayısıyla oksijen miktarının artması veya azalması fotosentez hızını etkiler. Ortamdaki oksijen varlığının artması karbondioksit azalmasına yol açar. Ortamda oksijen varlığının artması solunum hızını arttırır. Bunlarda fotosentez hızının azalmasına neden olur.
  7. Suyun Fotosentez Hızı Üzerine Etkisi : Bitkiler topraktan aldıkları suyun %1'den daha az bir kısmını fotosentezde kullanırlar. Fotosentez hızı üzerine suyun fazlaca bir etkisi yoktur. Fakat su fotosentez için temel bir girdidir. Suyun varlığı özellikle protoplazmadaki suyun varlığı azaldıkça hücrelerde daralma meydana gelir. Fotosentez hızı azalır. Suyun varlığı fotosentez hızı üzerinde olumlu etki yapar. Enzimler aktifleşirse fotosentez azalır. Suyun azlığı fotosentez hızını azaltırken bitkiye ihtiyacından fazla su verilmesi fotosentez hızını etkilemez.
  8. Kimyasal Maddelerin Fotosentez Hızı Üzerine Etkileri : (Hidrosiyanik Asit, Hidrosiklamin, Hidrojen Sülfit, İyodolasetil) İnhibitör madde (azaltıcı, yavaşlatıcı) Bunların varlığı fotosentez hızı üzerinde azaltıcı etki yapar.
  9. Fotosentez Hızı Üzerine Etki Eden Bitkisel Faktörler :
    1. Klorofil Kapsamı (Miktarı) : Bitkilerin klorofil miktarının artması fotosentez hızı üzerine artış yapmaz. Klorofil şart fakat fazla etkili değildir.
    2. Bitki Yaprağının Anatomisi (Yapısı): Fotosentez yapraklardaki klorofilli hücrede meydana geldiği için önemlidir. Stomaların sayısı ve büyüklüğü arttıkça atmosferden aldığı karbondioksit miktarı artar dolayısıyla fotosentez hızı artar. Hücreler arası boşlukların büyüklüğü, yaprak büyüklüğü ile doğrudan etkili olduğundan fotosentez hızını arttırır. Kütikula ve epidermis tabakalarının kalınlığının artması ışığı ve sıcaklığı azaltır. Buda fotosentez hızını azaltır. Viskular sistem (iletim demetleri) madde alışverişi hızlandığından fotosentezi arttırır tersi durumda azaltır.
    3. Protoplazmanın Hidratasyonu : Protoplazmanın su içeriği arttıkça fotosentez hızı artar. Hücrelerin su içeriği arttıkça fotosentez hızı artar. Dehidrasyon (su kaybı) fotosentezi azaltır.
    4. Protoplazmik Faktörler : Protoplazmada bulunan enzimlerin aktivitelerinin azalması fotosentez hızını azaltır. Artması ise fotosentez hızını arttırır.
    5. Son Ürün Birikimi : Bitkideki ürün miktarı arttıkça fotosentez hızı azalır. Fotosentez sonucunda karbon hidrat birikir. Bunların hızı arttıkça fotosentez azalmaya başlar.
Devamını oku »

Sebzelerin Çiçek ve Döllenme Biyolojilerine Göre Sınıflandırılması

  1. Erselik (Hermafrodit) Çiçekli Sebzeler: Kültür sebzelerinde, erkek ve dişi organlar aynı bitkide ve aynı çiçekte bulunur. Örnek; domates, biber, patlıcan
  2. Monoecious Çiçekli Sebzeler (Tek) : Erkek ve dişi organları taşıyan çiçekler, aynı bitkide ayrı ayrı yerlerdedir. Örnek; hıyar, kavun, bal kabağı
  3. Dioecious Çiçekli Sebzeler : Erkek ve dişi organları taşıyan çiçekler ayrı ayrı bitkiler üzerindedir. Örnek; Kuşkonmaz
  4. Trimonecious Çiçekli Sebzeler : Erkek, dişi ve erdişi olan çiçekler aynı bitki üzerinde fakat ayrı ayrı yerlerdedir. Örnek; Hıyar, su kabağı, kavun
  5. Androecious Çiçekli Sebzeler : Bu gruba giren bitkilerde sadece erkek çiçekler vardır. Örnek; Hıyar, su kabağı, kokulu kavun
  6. Andromonoecious Çiçekli Sebzeler : Erkek organlı ve erdişi çiçekler aynı bitkide fakat ayrı ayrı yerlerde bulunur. Örnek; Hıyar, kavun, su kabağı
  7. Gynoecious Çiçekli Sebzeler : Dişi organlı çiçeklere sahip bitkilerdir. Örnek; Hıyar, kavun, su kabağı
  8. Gynomonoecious Çiçekli Sebzeler : Erdişi ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde fakat ayrı ayrı yer alırlar. Örnek; hıyar, kavun, su kabağı
Devamını oku »

Sebze Yetiştiriciliği Bakımından Ekolojik Faktörler

İklim :
 Bir yerin iklim koşulları denilince o yerin vejetasyon süresi, en düşük ve en yüksek sıcaklıkları, toplam sıcaklığı, ışık miktarı, nispi rutubet (nem), yağış miktarı ve dağılışı, rüzgar durumu gibi faktörler göz önünde bulundurularak ne yetiştirileceğine karar verilmelidir.

 Işık :

Bazı yemeklik mantarlar hariç tutulursa sebze olarak adlandırdığımız bütün bitkiler için ışık bir hayat kaynağıdır. Sebzelerin büyüme ve gelişmeleri esnasında oluşan bütün hayatsal olaylarda gereksinme duydukları en önemli faktörlerden biridir. Işığın en önemli rolü fotosentez üzerinedir. Yeşil bitkiler fotosentez yapabilmek için ışığa gereksinimleri vardır. Sebzecilikte ışığın kaynağı güneştir. Buna doğal ışık denir. Çeşitli kaynaklardan elde edilen ışığa da yapay ışık denir. Güneş ışıklarının gözle görülebilir olanlarına direkt güneş ışıkları, bulutlu bir ortamdan sızarak gelenlere difüzyon ışık her ikisine birden global güneş ışıkları denir.

Işınları Gruplandırınız ?
  1. Kısa Dalga Işınlar
    1. UV-C Işınları : Bütün canlılar için öldürücü etkiye sahiptir. Dezenfeksiyonda kullanılır. Süthane, şaraphane ve mantar yetiştiriciliği yapılan yerlerde ve hastane ve ameliyathanelerin dezenfeksiyonunda kullanılır.
    2. UV-B Işınları : Bitkilerin cüceleşmesine, dikenleşmesine ve yapraklarının tüylenmesine neden olur.
    3. UV-A Işınları : Bitkilerde mutasyona (değişime) neden olur. Bitkilerin UV-A ışınlarından korunması gerekir. Bitkilerin mantar dokusunun oluşmasını engeller.
  2. Orta Dalgalı Işınlar : Soğuk renkler büyümeyi durdurucu, sıcak renklerin büyümeyi hızlandırıcı etkisi vardır. Sıcak ve soğuk renklerin ortamda birlikte bulunması bitkinin dengeli büyümesini sağlar.
  3. Uzun Dalgalı Işınlar : Uzun dalgalı ışınlar dünyamızın ısınmasında etkilidir. TV ve Radyo dalgalarının dağılmasında etkilidir. Çiçeklenmeye etkilidir. Bitkilerin dünya üzerinde yayılma sınırını çizer.
Işık Entansitesi Nedir? Neler Göre Değişir?

Işık entansitesi birim zamanda birin alana düşen ışık miktarıdır. Işık entansitesi;
  1. Gün içerisinde değişir.
  2. Mevsime göre değişir.
  3. Ekvatora olan yakınlık ve uzaklığa göre değişiklik gösterir. (Ekvatora uzaklaştıkça azalır, yakınlaştıkça artar)
Etiyolleşme Nedir?

Işık şiddetinin azalması, bitkide hücre ve bitki boyunun uzamasına, cılızlaşmasına, sararmasına, beyazlaşmasına yani etiyolleşmesine neden olur. Hücrelere gevreklik verdiğinden yeme kolaylığı sağlar. Kuşkonmaz, yaprak kerevizi, soğan pırasa ve marulda aranan ve istenilen bir olaydır.

Gün Uzunluğu : Uzun gün 13 saat üzeri, kısa gün 13 saat altında, nötr gün gün uzunluğuna karşı hiç bir isteği olmayanlar.

Uzun Gün Bitkileri : Ispanak, kıvırcık, salata, marul, bamya, bezelye, turp.
Kısa Gün Bitkileri : Soya fasulyesi, bazı ıspanak çeşitleri, ve bazı fasulye çeşitleri
Nötr Gün Bitkileri : Bazı baş salata, bazı fasulye, domates, biber, patlıcan.

Kısa gün bitkisi uzun günde yetiştirilirse erken çiçeklenir.
Uzun gün bitkisi kısa günde yetiştirilirse vejetasyon süresi artar.
Nötr gün bitkisi (uzun-kısa) günde yetiştirilirse farklılık göstermez.

Sıcaklık :
  1. Kışlık Sebzeler : Genellikle vejetatif organları yenilen sebzelerdir. (lahana, karnabahar, ıspanak) Bu sebze türleri soğuğa karşı daha dayanıklıdır. (lahana, karnabahar, havuç, turp) Vernalizasyon; belli bir dönem soğuklanma ihtiyacıdır. Vernalizasyonda bitki yaşı ve gelişme dönemi ilk ele alınacak faktörlerdir. Vernalizasyon sıcaklık ve süresi ele alınacak ikinci faktördür.
  2. Yazlık Sebzeler : Çoğunlukla meyveleri yenilen sebzelerin oluşturduğu bu gruba domates, biber, patlıcan, sakız kabağı, helvacı kabağı, kavun, karpuz ve hıyar gibi sebzeler girmektedir. Türlere göre değişmekle beraber, düşük sıcaklıklara son derece duyarlı olan sebzeler aynı zamanda ürünlerini olgunlaştırabilmeleri için daha uzun bir vejetasyon dönemine ve yüksek bir sıcaklığı gereksinim duyarlar.
Sebze Tohumlarının Çimlenebilmesi İçin Toprakta Bulunması Gereken Nem Miktarı;
  1. Toprak neminin tarla kapasitesinin biraz üstünde olması ile çimlenen sebze tohumları; domates, biber, sakız kabağı, kavun, karpuz, hıyar, lahana, turp, soğan, ıspanak, tatlı mısır.
  2. Toprak neminin tarla kapasitesine yakın olması ile çimlenen sebze tohumları; fasulye, bezelye, kıvırcık, pancar.
  3. Toprak neminin tarla kapasitesine yakın olmasını isteyen sebzeler; kereviz.
  4. Daha düşük toprak rutubetinde çimlenen sebze tohumları olup, bu sebze tohumlarının tarla kapasitesine yakın olan rutubette çimlenmeleri kısıtlananlar; Ispanak
Yağış :

Yağışların Gruplandırılması ve Yağışların Fayda ve Zararları ile Sebzeler için En Önemli Yağış Türleri Nelerdir?

Yağış; çiğ, kırağı, yağmur, dolu ve kar şeklindedir.

Sebzeler için en önemlisi yağmurdur. Yağmurun gelişme döneminde yağması büyümeyi kamçılar, yağmur suyu en iyi sulama suyudur. Bileşiminde az miktarda yabancı madde bulundurur. Yumuşak ve hava sıcaklığında olup havanın oksijen ve azotunu erimiş halde içerir. Sebzeleri yıkayarak gözeneklerini açar. Solunumu ve CO2 çözümlemesini hızlandırır. Meyve döneminde yağması polen tozlarını uçurur. Hasat zamanı yağmur istenmez. Tarlaya girmemizi zorlaştırır. Buğdayda nem oranını arttırır.
Yağmur dışındaki yağışların zararları vardır. Dolu bitkinin zarar görmesine neden olur. Kırağı ve kar bitkinin üşümesine ve donmasına neden olur.
Yağışların devamlı ve fazla miktarda olmasının sebze gelişmesine zararlı etkisi vardır. Çünkü topraktaki suyun artması toprağın havasız kalmasına neden olur.
Ayrıca çiçeklenme döneminde meydana gelen yağış döllenmeyi önler.

Nem :

Nem denince toprak ve havadaki nem anlaşılır. Sebzecilikte her iki nemine önemi vardır. Bunlar bir birleriyle sıkı sıkıya ilişkilidir. Geniş su alanları ve ormanlar havanın nispi nemi üzerinde olumlu etkilidir. Yağmur şeklindeki yağışlar da toprak nemi sağlar. Toprakta buharlaşan su da hava nemini ayarlayan diğer bir faktördür. Sebzeler bileşiminde %65-90 arası su içerdiğinden hava neminin %60-80 olması istenir. Hava nemi sebzelerin kalitesini etkiler. Kurak ve nispi nemi düşük yerlerde yetişen sebzeler kaba ve lifli yapıdadır. Tat ve aroma maddelerince fakirdirler. Nemli yerlerde yetişen sebzeler yumuşak ve gevrek yapılıdır. Tat ve aromaca zengindirler. Su sebzelerin vejetatif kısmının gelişmesi ve büyümesi kadar oluşumu ve olgunlaşması üzerinde de etkilidir.

Rüzgar :

Hafif esen rüzgarlar sebze gelişiminde olumlu rol oynar. 1-4m/sn hızla esen bir rüzgar (hafif) transpirasyonu kamçıladığı gibi bitkiler topraktan su ile birlikte besin maddelerini de alır ve daha iyi gelişirler. Fakat soğuk, sıcak ve kuru esen şiddetli rüzgarlar sebzeleri yakar, dondurur veya kırar. Rüzgarın olumsuz etkisi rüzgar kıranla önlenebilir.  Rüzgara karşı;
Çok duyarlı: Çalı fasulyesi, hıyar
Duyarlı : Karnabahar, bezelye
Az duyarlı : Alabaş, lahana

Toprak:

Toprak Tipleri : Taşlı, kumlu, tınlı, killi, marnlı, humuslu topraklardır.
  1. Taşlı Toprak : Özellikle turfanda sebzecilikte önem kazanır. Kayaların çabuk ısınması, toprağın havadar olması hem toprağı hem de çevredeki havayı ısıtır. Dolayısıyla sebzelerde erkencilik yaratır. Özellikle turfanda domates, sakız kabağı, hıyar, biber ve patlıcan yetiştirilir. (%80 taş, %20 kum, kil, kireç, humus vardır.)
  2. Kumlu Toprak : İçinde %60'tan fazla kum bulunan topraklardır. Besin maddesince fakir topraklardır. Havalandırmaları fazla, tutunmaları (besin maddesi) azdır. Çabuk ısınır, çabuk soğurlar. Bu topraklarda kuşkonmaz, kökleri yenen sebzelerden havuç, turp, pancar yanında kavun, hıyar da yetişir.
  3. Kumlı-Tınlı Toprak : Bu topraklar iyi gübrelenmek ve iyi işlenmek koşuluyla turfandacılığa elverişlidir. Besin maddesince zengindir. Her türlü sebze yetişir.
  4. Tınlı-Killi Toprak : Odun külü, kum ve tuğla parçalarıyla iyileştirilerek sebzecilikte kullanılabilir. Baklagiller özellikle bakla bu toprakta iyi yetişir.
  5. Killi Toprak : Besin maddesi ve su kolay tutunur. Su miktarının azlığından geç ısınır. Zor tava gelir. Islahı için yanmış ahır gübresi, yeşil gübre, kireç ve kum gerekir. İyileştirilen toprakta lahana ve bakla yetiştirilebilir.
  6. Tınlı Toprak : Fiziksel bakımdan killi ve kumlu topraklar arasında bulunur. Sebze yetiştiriciliğinde en makbul toprak sayılır. Bu topraklar erkencilikten daha çok verimlilik bakımından önemlidir. Sebzecilik için en ideal toprak olup, bütün sebzeler özellikle ıspanak, hıyar, kuşkonmaz ve bezelye iyi gelişir.
  7. Marnlı Toprak : İçinde 55-50 arası kireç içerin kumlu, tınlı, humuslu topraklara denir. İşlenmesi kolay, hava ve besin değeri bakımından zengindir. Sebzecilik için bol sulanmalıdır.l
  8. Kireçli Toprak : Sıcak ve yakıcı topraklardır. Bütün sebzeler kirece fazla ihtiyaç gösterir. (en çok baklagiller, şalgam, havuç, çilek) Daima sıcak ve kurudur. Sık sık gübrelenmesi gerekir. Çünkü verilen gübreyi çabuk emerler.
  9. Humuslu Toprak : Organik maddelerin parçalanmasından meydana gelen topraklardır. Parçalanma sırasında organik asitler meydana geldiğinden asit karakterlidir. Fazla su tutarlar. Azot miktarı fazla, siyah renkli, kolay işlenebilen ve çabuk tava gelen topraklardır.
İyi Bir Sebze Bahçesi Toprağı Nasıl Olmalıdır?
  1. Sıcak olmalıdır.
  2. Toprak besin maddesince zengin olmalıdır.
  3. Toprak süzek ve biraz nemli olmalıdır.
  4. Toprak derin, gevşek ve kabarık olmalıdır.
  5. Toprak yumuşak yani bileşiminde %5-10 humus bulunmalıdır.
Sebzelerin Yer ve Yöney İstekleri

Sebzecilik yapılacak yerin konumu denince bir alanın vadi, ova, tepe ve yamaçta yer alması anlaşılır. Sebze bahçeleri genelde düz alanlardır. Ovalar su ve iklim bakımından ideal yerlerdir. Her türlü sebze rahatça yetiştirilebilir. Yaylalar sebzeciliği belli oranda kısıtlar. Sebzeler sulama, gübreleme ve bakım işlerinden dolayı düz arazilerde yetiştirilir. Sıcak bölgelerde ve zamanlarda sebzecilik için sıcak yönler seçilmelidir.

Toprağın kimyasal bileşimi; Ticari gübreler verilerek düzeltilebilir.
Toprağın fiziksel durumu; Drenaj yapmak, toprağı işlemek, organik madde veya kireç kullanılarak düzeltilebilir.


Sıcak Yastık:
Yazlık sebze üretiminde kullanılır.
Isıtmayla yapılır.
Toprağı tellerle ve ahır gübresi ile ısıtırız.
En çok tercih edilen at gübresidir.
Ilık Yastık:
Sıcak yastıkta yetişen bitkinin şaşırtılmasında kullanılır.
Burada yarı yanmış, yarı yanmamış gübre kullanılır.
Soğuk Yastık:
Kışlık sebze üretiminde kullanılır.
Ahır gübresi kullanılır.
Ancak tüneller önceden kullanılmamış olmalı ve sterilize edilmelidir.
Yastıkların Hazırlanması : Yastık hazırlanırken taban gübresi olarak fosfor verilir. Kök gelişimi sağladığı için yastığın üzerine kum, bahçe toprağı ve gübre koyarız. Harç yastık düzeltilip gübrelendikten sonra konur. Alçak tünellerde havalandırma sistemi yoktur. Alçak tünellerde en önemli şey sulamadır. Bu tünellerde elde ettiğimiz fideler sökülmeden bir gün önce sulanmalıdır.
Devamını oku »

Sebzecilik İşletme Şekilleri

  1. Aile (Ev Bahçesi) Sebzeciliği : Daha çok ev bahçesi karakterini gösteren bu sebzecilik şeklinde evin fertlerinin çalışması esastır. Amaç; O ailenin yazlık ve kışlık sebze gereksiniminin karşılanmasıdır. Uygulanan yetiştirme prensipleri amatördür. Genellikle maydanoz, nane, taze soğan, sarımsak, domates, biber gibi sebzeler yetiştirilir. Bahçede yetiştirilecek sebzelerin seçiminde başta iklim olmak üzere ailenin isteği de rol oynak. Asıl amaç ailenin ihtiyacını karşılamak olmakla beraber, artan sebzelerin satıldığı da görülür.
  2. Köy Sebzeciliği : Sebzecilik daha çok ara tarım şeklindedir. Amaç; ilk olarak köy halkının gereksinimini karşılamaktır. Ürün fazlası ticaret amacına yönelik olarak pazarlarda satılmaktadır. Sebzeler daha çok bağ ve meyve ağaçlarının araları kullanılarak yapılan tarımdır. Eğer başlangıçta bağ ve meyveliklerin araları ara tarım yapılacak şekilde düzenlenmişse sorun çıkmaya bilir fakat aralar yeterli değilse bunların taç büyümelerine göre beslenmeleri, sulanmaları, mücadeleleri, gölgelemeleri vb. yönlerden her iki yetiştiricilikte (hem meyve hem sebzede) de sorunlar çıkarır. Bunun yanında yeni kurulan bağ ve meyveliklerde ilk yıllarda arazinin değerlendirilmesi için iyi sonuçlar alınabilir.
  3. Tarla Sebzeciliği: Geniş ölçüde, büyük alanlarda yapılan sebzecilik tarla sebzeciliğidir. Bu işletmelerde sebzecilik alanı belirli oranda tutulmalıdır. Fakat sebzelerden elde edilen kar diğer tarla bitkilerine oranla daha fazla olduğundan işletmenin önemli kısmı sebzeciliğe ayrılır. Bu konuda dikkatli olmak gerekir. Lahana, hıyar, tohumdan soğan, havuç, yer fasulyesi, bezelye, yer domatesi, yaz ve kış kabakları, kıvırcık, marul, ıspanak, kavun, karpuz bu işletme şekli için ideal sebzelerdir. Yetiştiricilikte direkt tohum ekimi ön plandadır. Ürünün pazarlanmasında işletmelerin ayrı ayrı pazara göndermeleri yerine kooperatif yoluyla birleşerek taşıma yapılması daha uygundur.
  4. Bahçe Sebzeciliği : Esas amaç gelir elde etmektir ve turfandacılıktır. Tarla sebzeciliğine göre daha küçük alanlarda yapılır. Küçük işletme olduğu için makinalı tarım uygun değildir. Özellikle hasatta makine tercih edilmez. Bu işletmeler şehir ve pazara yakındır. İşletme yeri seçilirken iklim birinci sırada, toprak ikinci sıradadır. Çünkü toprak değiştirilebilir veya iyileştirilebilir. Pazara yakın yerlerde olduğu için satış kolay olur ve kar oranı yüksektir. Birim alandan yüksek verim elde edilir. Direkt pazara satış olduğu için aracı ve yol masrafı yoktur.
  5. Sera Sebzeciliği : Kuruluş ve işleyiş bakımından diğerlerinden farklıdır. Genellikle kışın yazlık, yazın kışlık sebze yetiştiriciliği şeklindedir. Gider fazladır. Sera sebzeciliğinde açık alanlardan da faydalanılır. Seralarda normal mevsim dışında sebze ve kesme çiçek yetiştirilir. Temel amaç kar sağlamaktır. Seracılıkta sıcak yastıklar da vardır. (sıcak yastık hayvan gübresidir) Toprak yada harcımızı ısıtmak için sıcak yastık kullanılır. Isıtma yapılınca çimlenme daha çabuk meydana gelir. Sıcak yastıkta genellikle fide üretimi yapılır. Turfanda olarak büyük gelir sağlanır.
  6. Yeni Sebze İşletme Şekilleri : Dış koşullarda yapılan bahçe ve tarla sebzeciliği yanında seralar, yüksek tüneller ve alçak tüneller gibi özel tesisler içinde yapılan örtü altı sebzeciliğidir. 
Devamını oku »

Sebzecilik Bölgelerimiz ve Özellikleri

Dünyada sebzecilik bölgeleri kişi başına sebze tüketiminde; Amerika, Fransa, İspanya ve Türkiye olarak sıralanmakta iken, sebze yetiştiriciliği bakımından ise; Çin, Rusya, ABD, Japonya, Türkiye ve İtalya olarak sıralanmaktadır.

Sera : Dış koşullar ne olursa olsun, içeride bulunan bitkinin istediği ortamın oluşturulabileceği şekilde yapılardır.
Yüksek Tünel : Isıtma donanımı olmayan, insanın içinde rahatlıkla çalışabileceği genişliktedir.
Alçak Tünel : En fazla 80 cm. yükseklikte, iki insanın karşılıklı çalışabileceği genişlikte (bir veya iki metre) dir.

Akdeniz Bölgesinde seralarda en çok domates yetiştirilir. Toplam üretimin %70'ini domates, %10'unu salatalık (hıyar), %15'ini biber, %5'ini değerleri oluşturmaktadır. Domates yetiştiriciliğinin tercih sebebi : Çok tüketilmesi, pazar kolaylığı ve diğer bölgelerde yetiştirilmesi daha zor olmasıdır.

Sebze Yetiştiriciliğinde Birim Alandan Alınan Ürün Miktarını Arttırmak İçin Neler Yapılmalıdır?
  1. Çevresel koşulları düzenlemek (Sera kurmak, fabrika yada yol kenarında yetiştiricilik yapmak gibi)
  2. Gübreleme, sulama, budama gibi kültürel işlemleri tekniğine uygun biçimde uygulamak,
  3. Yüksek verimli iyi nitelikli tohum kullanmak (F1 hibrit tohum gibi)
  4. İleri tarım teknolojileri kullanmak,
  5. Hastalık ve zararlılarla zamanında (uygun zamanda) mücadele etmek,
  • İyi nitelikli tohum kullanarak %20-30 arasında verim artışı sağlanır.
  • En fazla yetiştirdiğimiz sebze türü meyvesini yediğimiz sebzelerdir. (domates, biber, patlıcan gibi) ikinci sırada ise yaprağını yediğimiz sebzeler vardır. (ıspanak, marul, maydanoz gibi)
Birim Alandan Daha Çok Verim Alınması Bakımından Bölgeler Arası Farklılıklar Nelerdir?

Ege Bölgesinde sanayi ürünü yetiştirilir. Bilinçli yetiştiricilik yapılır. Teknolojiyi takip eder. Eğitimlidir. Sulama imkanı fazladır. Modern tarıma geçişte daha öndedir.
Akdeniz Bölgesinde sebze yetiştirilir, bilinçsiz ve eğitimsizdir.

Sebzecilik Bölgelerinin Ekim Alanları, Üretim ve Hektara Verim Bakımındın Sıralanması

Ekim alanları bakımından sebzecilik bölgelerimiz; Akdeniz, Ege ve Marmara olarak sıralanır.
Üretim bakımından sebzecilik bölgelerimiz; Ege ve Akdeniz olarak sıralanır.
Hektara verim bakımından sebzecilik bölgelerimiz ise; Ege ve Marmara olarak sıralanmaktadır.
 
Ülkemizde Bölgelere Göre Ne Tür Yetiştiricilik Yapılır? ve Hangi Sebzeler Yetiştirilir?
  • 1. Bölge (Orta-Kuzey) : Sebzecilik; ev bahçeciliği, köy, bahçe ve tarla sebzeciliği şeklinde yapılmaktadır. En çok kavun, karpuz, soğan, ıspanak ve havuç yetiştirilir.
  • 2. Bölge (Ege) : Açıkta ve sera sebzeciliği şeklinde yapılır. Sanayi ürünü yetiştirilir. Yer altı suları sera ısıtılmasında kullanılır. Konserve yetiştiriciliği gelişmiştir. En çok; domates, biber, patlıcan, soğan, sakız kabağı, pırasa, lahana, kavun, karpuz,(konserve fabrikaları için fasulye, bezelye, biber) yetiştirilir.
  • 3. Bölge (Marmara) : Ticari sebzecilik, ev, bahçe sebzeciliği ve tarla sebzeciliği şeklindedir. Taze tüketim için; domates, biber, patlıcan, bezelye, fasulye, sakız kabağı, bamya, hıyar, kavun, karpuz, enginar (taze patates, soğan, kabak çeşitleri) yetiştirilir. Sanayi için: Domates, kımızı biber, bezelye, fasulye, bakla, hıyar (Bursa: Taze, konserve, Trakya: Kavun, karpuz, Kocaeli: Patates, soğan)
  • 4. Bölge (Akdeniz) : Sebze yetiştiriciliği seralar (plastik ve cam seralar), alçak ve yüksek tüneller ile açıkta yapılmaktadır. Genellikle vakitli turfanda ve geççi sebzeler yetiştirilir. En çok; kavun, karpuz, domates, soğan, sakız kabağı, biber, patlıcan, pırasa, ıspanak, lahana, hıyar, bezelye, fasulye, bakla, sarımsak, havuç yetiştirilir.
  • 5. Bölge (Kuzey-Doğu) : Sebzecilik; vadilerde, çay, dere ve nehir kenarlarında yapılmaktadır. En çok: fasulye, lahana, kavun, karpuz, hıyar, soğan pırasa, ıspanak, sakız kabağı yetiştirilir.
  • 6. Bölge (Güney-Doğu): Geniş ovalarda bulunmaktadır. Fakat sulama olanağı yoktur. Sebze üretimi bu nedenle Dijle ve Fırat nehirlerinin civarında yapılır. En çok: kavun, karpuz, domates, biber, patlıcan, soğan, sarımsak yetiştirilir.
  • 7. Bölge (Karadeniz) : Ev sebzeciliği, bahçe sebzeciliği şeklinde küçük alanlarda yapılır. Az da olsa sera sebzeciliği Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirlerinin geçtiği yerlerdeki ovalarda ticaret sebzeciliği de yapılır. En çok; Domates, soğan, fasulye, lahana, hıyar, sarımsak, kıvırcık, marul, patlıcan, biber, kabak çeşitleri yetiştirilir.
  • 8. Bölge (Orta-Doğu) : Sebzecilik ev bahçelerinde ve ticari sebzecilik şeklinde yapılır. Tokatta ise ticari domates yetiştiriciliği yapılır. En çok; lahana, kavun, karpuz, domates, fasulye ve soğan yetiştirilir.
  • 9. Bölge : (Orta-Güney) : Sebzecilik sulanabilen dere ve çay kenarlarında yapılır. Ev sebzeciliği ile bahçe sebzeciliği şeklinde yapılır. En çok; kavun, karpuz, lahana, domates, yaz ve kış kabakları, hıyar, fasulye, soğan, pırasa, havuç yetiştirilir.
Sebze Tohumculuğumuz ile İlgili Öneriler
  1. Örtü altı yetiştiriciliği ile açıkta yetiştiricilik için Fı hibrit tohumluğu üretimine önem verilmelidir.
  2. Özellikle domates, hıyar biber kavun gibi sebzelerin ıslah çalışmaları hızlandırılmalıdır.
  3. Yeni ıslah edilen yada yurt dışından getirilen çeşitlerin denenmesi tercih edilmelidir ve üretime sokulması çabuklaştırılmalıdır.
  4. Kamu kuruluşlarında üretilen tohumların üretim bölgelerine dağıtımı zamanında yapılabilmesi için koordinatör birim, yardımcı kuruluş, üretici kuruluş ve ilgili kurumlarla sıkı bir iş birliği kurulmalıdır.
  5. Satışa sunulan tohumluğun özellikleri ambalaj paketinin üzerine yazılmalıdır. Tohumluk ile üzerinde yazılan yazı birbirini desteklemelidir. Yani tohumluğun özelliği açık bir şekilde belirtilmelidir.
  6. Fı hibirit tohum üretim miktarı arttıkça ürün kaliteside artacağından Fı hibrit tohum üretim çalışmaları kısa zamanda yoğun bir şekilde yapılması gerekmektedir.
Sebze Yetiştiriciliği ile İlgili Öneriler
  1. Açıkta ve örtü altında yapılan sebze yetiştiriciliğinde öncelikle tohum ekim ve fide dikim harçlarına önem verilmelidir. Çünkü iyi bir tohum yanında ekim ve fide dikim harçlarının ürünün kalitesine etkisi büyüktür.
  2. Fide yetiştiriciliğinden sonra bu fidelerin tarlaya şaşırtılma ve aktarılmaları esnasında bahçe veya tarlanın hazırlığı ile her safhadaki yetiştiricilik tekniğinin büyük önemi vardır.
  3. Serada yapılan yetiştiricilikte fidelerin dikiminden sonra mücadelesi sulanması, gübrelenmesi, budanması, bazen hormon uygulanması, yaprak alınması, koltuk alınması gibi uygulamaların zamanında yapılması gerekir. Koltuk alma domates için çok önemlidir. Patlıcan ve biber gibi sebzelerde budamanın fazla yararı yoktur. Dolayısıyla serada yetiştirilecek sebzelerin istekleri göz önünde tutularak uygulamalar özenle yapılmalıdır.
  4. Özellikle sanayi tipi sebzecilikte her alanda (ekim, dikim, hasat) zaman kaybetmeden makinalı tarıma geçilmelidir.
Devamını oku »

Bitkilerde Üreme ve Üreme Organları

Üremenin Amacı : Organizmanın kendisine benzeyen nesiller oluşturmasıdır. İlkel canlılarda basit üreme vardır. Eşeyli üremede erkek ve dişi vardır. Bunlardan gelen çekirdekler birleşir ve gamat olur. Örneğin polen ve yumurta hücresi gibi. Eşeysiz üreme ise klon halinde üremedir. Eşeyli üremede anne ve baba vardır. Çekirdek hücrelerine gamet denir. Gametlerde kromozom bulunur. Kromozomların yarısı anneden, yarısı babadan gelir. Gamet hücreleri soma hücrelerinin yarısı kadardır. Gamette erke ve dişiden gelen kromozomlar birleşir. Genler kromozomlar üzerinde bulunur. Genler dominant ve resesif olarak ikiye ayrılır. Dominant : Çekiniği örttüğü için ona ait karakterlerin ortaya çıkmasını önler.
Resesif : Çekinik genlere denir.

Bitkilerde Üreme Yolları: İkiye ayrılır.
  1. Eşeysiz Üreme : Vücut (soma) hücrelerinde görülür. Mantarlarda görülen sporla üremedir. İlkel bitkilerde görülür. Kendi kendini çoğaltıp bölünerek olur. Kendine benzeyen bitkiler üretirler. Vejetatif ürerler, çelik metoduyla yapılabilir. (çelik, aşı, daldırma ile ana bitkiden yeni bitki meydana gelir)
  2. Eşeyli Üreme : Eşeyli üremede ayrı cinsiyette iki birey yada iki gamet vardır. Gametler çiçek denen eşey organlarından oluşur. Bunların buluşup birleşmesiyle döllenmiş yumurta (zigot) meydana gelir daha sonra meyve ve tohum oluşur.
Yabancı Döllenme : Yabancı döllenme böceklerle olan döllenmedir (taşınma). Böcekler, arılar, kelebekler çiçeğe gelerek nektar balını emerek ziyaret ettikleri çiçeklerden vücutlarına aldıkları (yapışan) polenleri başka çiçeklere taşıması ile olur. Nedenleri :
  1. Stigma kendi polen tozunu döllenme için kabul etmez.
  2. Erkek organın polen tozlarıyla dişicik tepesine gelmesi ve olgunlaşması farklı zamanlardadır.
  3. Bazı hallerde bitkinin çiçekleri tek eşeylidir. Döllenmek için başka bitkilerin polen tozuna ihtiyaç duyarlar.
  4. Boyları farklıdır. Dişicik tepesi daha uzun erkek organ daha kısadır.
Eşeylilik Dağılışı : Erkek ve dişi organları hermofrodittir. Erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üstünde farklı yerlerde bulunurlar. Bunlara tek evcikli bitkiler denir. Elma tek evciklidir. Bazı bitkilerde (ceviz) erkek ve dişi elementler aynı ağacın farklı yerlerinde ayrı ayrı yer alır. Bunlarda tek evciklidir. Bazı bitkilerin dişi çiçeklerinin bir ağaçta olmasına karşılık erkek çiçeklerin başka ağaçtadır. Bunlara iki evcikli bitkiler denir. (İncir, Antep fıstığı)

Meyve Nedir?

Çiçekli bitkiler döllenme sonucu meyve oluştururlar. Bunların içinde de tohum meydana gelir. Bu gelişmede karpel teşkil eder. Karpelin gelişmesi ile oluşan meyveye gerçek meyve, çiçek ekseni ve periant gibi kısımlarının birlikte gelişmesiyle oluşan meyveye yalancı meyve denir.
İçinde çekirdek olmayan bitkiler vardır. Döllenme olmaksızın oluşan çekirdeksiz meyveler partonekarpiktir. Meyve karpelle gelişirse basit, gelişmezse yalancı meyvedir.

Tohum Nedir?

Besin tohumuna endosperm denir. Tohumun canlılığını oluşturan kısmına embriyo denir. Bir tohum, tohum (testa) kabuğu, Endosperm (besi dokusu) ve embriyo'dan oluşur.
Devamını oku »

Bitkilerde Kök, Gövde ve Yaprak

KÖK

Kök bitkinin toprak altı organıdır. Kökün görevleri:
  1. Bitkinin toprağa tutunmasını sağlar.
  2. Topraktan su ve besin maddesi alınmasını sağlar.
  3. Alınan suyun gövdeye iletilmesini sağlar. (iletim demetleri ile)
  4. Bunların dışında bazı bitkiler örneğin havuç besin maddesi depo eder.
  5. Bazı bitkilerin köklerinin ise destek, tutunma, nefes alma ve asimilasyon gibi görevleri vardır.
Kökün başlıca özelliği klorofilsiz oluşudur. Onun için kökün rengi yeşil değildir. Köklerde klorofil bulunmadığından yaprakta bulunmaz. Kök epidermisinde stoma da yoktur. 

Kökün Yapısı:
Emici Tüyler : Emmeye yarayan kıl biçiminde hücre uzantılarıdır.
Uzama Bölgesi : Köklerin uzamasına yarar.
Kaliptra : Köklerin uç kısmında bulunur. Zarar görmeden büyümesini, uzamasını sağlar.

Ana kök (primer) Radikuladan ilk çıkan ve toprağın derinliklerine inen köktür. Yan kök (sekonder) ana kökten türeyen köklere denir.

Saçak kök : Tek çenekliler, hububat
Kazık kök : Çift çenekliler, hıyar

Asfeksi : Toprakta suyun fazla olması nedeniyle oksijenin azalması ile oksijen bulamayan bitkiler yaşayamaz ve boğulurlar. Buna asfeksi denir.

Köklerin toprağın derinliklerine yada gövdeden uzaklara gitmesini etkileyen faktörler nem (su) ve oksijendir.

Metamorfoza : Köklerin, başka gövdeler de yapabilecek şekilde değişikliğe uğramalarına metamorfoza denir. Kökün değişikliğine de kök metamorfozu denir.

Kök Metamorfozları :
  1. Depo Kökleri : Bir çok bitkide besin maddesinin depo edildiği kalın ve etli kökler bulunur. Havuç, turp, pancar, patates.
  2. Solunum Kökleri : Oksijen bakımından fakir olan su ile doymuş bataklık topraklarında yetişen bitkilerin kökleri derine değil yatay olarak hatta yer çekiminin aksine bir gelişme gösterir. Bu köklere solunum kökleri diyoruz. Örnek bataklık bitkileri.
  3. Tutunma Kökleri : Bazı sarılıcı bitkilerin gövdelerinde meydana gelen ve diğer bitkiler ve duvara tutunarak yükselmelerini sağlayan ek köklerdir. Örnek duvar sarmaşığı.
  4. Destek Kökleri : Tropik bölgelerin bataklıklarında yetişen ve bitkinin yumuşak olan bataklık topraklarına tutunmasını sağlayan gövdede meydana gelen ek köklerdir. Başlangıçta bu kökler incedir. Bataklık toprağına erişince kalınlaşır ve tıpkı gövde gibi olurlar.
  5. Asimilasyon Kökleri : Kloraplast içerdiklerinden asimilasyon yaparlar ve epitif bitkilerin gövdesinde şerit şeklinde yassılaşmış köklerdir. Örnek orkide
  6. Sömürme Kökleri (emeçler) : Parazit bitkilerin üzerinde yaşadıkları konak bitkinin besininden yararlanarak konak bitkinin iç dokularına doğru kökler gönderirler. Bu köklere sömürme kökleri yada emeçler denir. Örnek ökse otu, canavar otu, küsküt.
  7. Çekme Kökleri :  Bazı bitkilerin kökleri gelişimin bir devresinde kısalırlar ve köklerin yüzeyinde yer yer katmanlar meydana getirirler. Örnek; çiğdem, türk alacası.
  8. Diken Kökler : Kökler diken şeklini almıştır ve koruyucu görev üstlenmiştir. Örnek; palmiye.
 GÖVDE

Bitkilerin toprak üstünde yükselen kısmına gövde denir. Gövde, ana gövde, dal ve yapraklardan meydana gelir. Çiçekler, meyveler ve tohumlarda gövdenin üzerinde bulunur.

Gövdenin Görevleri:
  1. Yaprak ve çiçekleri üzerinde taşır, yeni yaprak ve çiçekleri meydana getirir.
  2. Üzerinde bulunan yaprakların iyi bir şekilde güneş ışınlarından yararlanmasını sağlar. Bunun için de uzunlamasına büyür ve dallanır.
  3. Gövde yapraklarla kökler arasında iletişimi sağlar.
  4. Vejetatif büyümeyi sağlar.
  5. Bazı bitkilerin gövdeleri çeşitli besin maddeleri görevini üstlenmiştir. Bu görevi yapmaya uygun bir şekilde gelişmiştir.
Dallanma Tipleri :
  1. Monopodial Dallanma : Ana gövde devamlı olarak gelişir ve ana gövde sürekli olarak yan dallardan daha hakim durumdadır. Monopodial dallanma sonucu koni piramit şekilli sivri ağaçlar oluşur. Örnek; kavak, meşe, köknar.
  2. Simpodial Dallanma : Yan dallar meydana geldikten sonra ana gövde büyümesini durdurur. Bu nedenle ana gövde yan dallardan daha zayıf gelişir ve yan dallar ana gövdeye hakim olur. Kestane, ıhlamur gibi bir çok top ağaçlar dallanır. Simpodial dallanma genellikle üç şekildedir.
    1. Monakazyum : Dallanma tek yan dal ile devam eder. Örnek; asma.
    2. Dikazyum : Dallanma karşılıklı iki yan dal ile devam eder. Örnek; ökse otu.
    3. Dleokazyum : Dallanma aynı bölgeden çıkan ikiden fazla yan dal ile devam eder.
Tomurcuklar:

Sürgünlerin üstünde belli aralıklarla sürgün ucuna doğru sıralanır. Sürgün ucu yine bir tomurcukla son bulur. Bazen tomurcuklar yaprak saplarının gövdeye bağlandığı yerlerde, bazen de bir yan dalın gövdeye bağlandığı yerlerde bulunurlar. Sürgün üstündeki tomurcuklara kış tomurcuğu denilirken, diğerlerine koltuk altı tomurcuğu denir. Yaşlı gövdeler üzerinde olup gözle fark edilemez olanlara da uyur tomurcuk denir. Tomurcuklar üst üste binmiş pulcuklardan oluşur. Pulcukların ortasında onların dış etkenlerden koruduğu sürgün doku bulunur. Sürgün doku zamanı gelince çiçek, yaprak yada dalları meydana getirir. Tomurcuk pulları soğuklara, mekanik etkilere ve hastalık etmenlerine karşı dayanıklı ve koruyucu yapılıştadır.

Etiyolleşme Nedir : Işığın azlığında boğum aralarının uzamasına denir. Örneğin tütün, patlıcan, domates fideleri ve süs bitkilerinde istenmez. Fakat kültür bitkileri ve marulda istenir. Marul yapraklarının gevrekleşmesini arttırdığı için istenir. Yapraklarını tükettiğimiz bitkiler etiyolleşmeyi ister.

Gövde Metamorfozları
  1. Rizom : Toprakta horizontal olarak yayılan üzerinde pulcuklar yada kökçükler bulunan toprak altı gövdesidir. Örnek; süsen, manisa lalesi
  2. Soğan : Etli ve sulu yapraklarla sarılı genç tepe tomurcuğu bulunan tabla şeklindeki gövde toprak altında yaşar. Örnek; mutfak soğanı, lale
  3. Yumru : Toprak altında kalan kısa, etli, şişkin gövdelerdir. Örnek; patates, sklamen
  4. Stolon : Toprak üstünde uzanan çok uzun boğumları olan ince yapılı gövdelerdir. Örnek; çilek
  5. Asimilatif Gövdeler : Kurak yerlerde gövde üzerindeki yaprakların dumura uğramasıyla asimilasyon görevini üstlenen gövdelerdir. Örnek; demir ağaç, katır tırnağı
  6. Skullent (etli) Gövdeler : Çöllerde ve kurak bölgelerde yaşayan bir kısım bitkiler gövdelerinde su depo edebilmektedir. Böyle bitkilerin vücut yapıları küre yada silindir biçimine dönüşmüştür. Bunlar gövdede bulunan parankima dokusunda su depo ederler. Bu bitkilere sukullent denir. Örnek; kaktüs, sütleğengiller
  7. Sülük Gövde : Sarılmaya ve tutunmaya yarayan kısa sürgünlerdir. Örnek; asma, tarla sarmaşığı
  8. Diken Gövde : Kısa yada uzun sürgünlerin diken haline dönüşmesiyle meydana gelmiştir. Örnek; kadın tuzluğu, ateş dikeni, biberiye
Odun Yapısı ve Özellikleri:

Tek çenekli bitkilerin gövdelerinde oduna rastlanmaz. Dolayısıyla gövdeleri sert değildir. Çift çeneklilerin bir yıllık otsu bitkilerinin gövdelerinde de odun yoktur. Odun ancak çok yıllıklarda görülür ve  odunu kambiyum yapar.

Kambiyum : Gövdenin merkezine doğru ürettiği ksileme elementleriyle birlikte odun denir. Odunu oluşturan ksilem elementleri trake, trakeid, sklarankimatik odun lifleri, odun parankiması ve öz kollardır.

YAPRAK

Yaprak bitkinin yanal organlarından biridir. Yaprak fotosentez ve transpirasyon (solunum) olaylarının sürekli gerçekleştiği bir fabrika gibidir.  Yaprak güneşteki sonsuz enerjiyi kimyasal enerjiye çevirme yeteneğine sahiptir. Atmosfere nem sağlar ve CO2 ile O2 dengesini korur.

Yaprağın Görevi ve Genel Özellikleri:

Görevleri :
  1. Fotosentez ve transpirasyon olaylarını gerçekleştirir.
  2. Metabolizma olayına katılır.
  3. Havalanmayı sağlar.
  4. Bunların sonucu CO2 ve O2 alışverişini gerçekleştirir.
  5. Bitkinin fiziki dengesini sağlar.
Yaprağın Kısımları :
  1. Yaprak Ayası (lamina) : Yaprağın yassılaşarak geniş bir yüzey teşkil eden kısmına yaprak ayası denir. Görevleri; fotosentez, transpirasyon, solunum, dengeleme görevleri vardır. Yaprak ayası damarlarla kaplıdır. Damarlar gövdeden yaprak sapı yoluyla yaprak ayasına ulaşan iletim demetleridir. Dört tip damar vardır.
    1. Basit Damarlanma : Çamgillerde vardır. Yaprak ayası daralmış ve iğne biçimini almıştır.
    2. Çatalsı Damarlama : Orta damar yoktur. Damarlama dipten itibaren eşit olarak iki kola ayrılarak devam eder.
    3. Paralel Damarlama : Uzunlamasına bir ana damar ve onu iki yanında paralel tali damarlar vardır. Tek çeneklilerde görülür. Örnek tahıllar.
    4. Ağsı Damarlama : Belirgin bir orta damar bulunur. Orta damardan çok sayıda yan damarlar çıkar. Birbirine paraleldir. Tüy şeklini andırırlar. Çift çeneklilerde yan damarlar an damardan bir dar açı ile ayrılarak meydana gelirler.
  2. Yaprak Sapı : Yaprak sapının uzunluğu bitkinin türüne göre değişir. Görevleri:
    1. Yaprağı gövdeye bağlar.
    2. Gövdeden iletim demetlerinin yaprak ayasına ulaşmasını sağlar.
    3. Yaprağın havadan ve ışıktan yeterince faydalanabileceği mesafede ve konumda tutar.
  3. Kulakçık (stipula) : Yaprak sapının gövdeye bağlandığı yerde bulunur. Kulakçık iki tane olup sapın iki yanında birer tanedir.
  4. Yaprak Kını (vagina) : Yaprak sapının gövdeye bağlandığı yerde gövdeyi saran kısmına kın denir. Görevi gövde ile arasında kalan tomurcuğu korumaktır. Genellukle tek çenekli ve şemsiye çiçeklilerde belirgindir. Tahıllarda yatmaya ve kırılmaya karşı direnç sağladığı gibi son boğum noktasında büyümeye devam eden sürgün ucunu korur.
  5. Kotiledon : Bitki henüz fide dönemindeyken yaprağa benzeyen, bitkinin gerçek yaprakları çıkana kadar bitkiyi besleyen yaprakçıktır.
  6. Heterofili : Bitkilerin yaprakları gençlik dönemlerinde başka, ergin dönemlerinde başka biçimdedir. Buna heterofili denir.
  7. Yaprak Şekilleri: Yeşil olan yaprak ayası çok değişik biçimler gösterir. Örneğin; elips, şerit, iğne, yuvarlak, yürek, böbrek, mızrak biçimlerinde yapraklar vardır. Çoğunlukla yaprak ayası parçalanmış olanlar görülür. Bunlara basit yaprak denir. Yaprak parçalarının her birine lob denir. Yaprak ayasının parçalanmasıyla oluşan yaprak tiplerine bileşik yaprak denir. Eğer bir yaprakçık ana damara dik eksen boyunca meydana gelmişse buna tüysü yaprak (pennat) denir. Tüysü yaprak tipinde en üstte tek bir yaprak varsa (ceviz, gül) tek tüysü, eğer uçtaki yaprak çift ise çift tüysü yaprak denir. Yaprakçıklar 2. ve 3. derecedeki yaprakçıklara ayrılmışsa ikili ve üçlü tüysü yaprakçıklar denir. Eğer yaprak 3 loba ayrılmışsa üçgül çok loba ayrılmışsa elsi yaprak denir.
Yaprak dizilişleri :

Yapraklar gövde ve dallar üzerindeki nodyumlarda rastgele değil belirli bir düzenle dizilirler. Bit bitki türü gövdesinde bir birini izleyen yapraklar arasındaki aralık değişmez. Her tür için sabit olan yapraklar arasındaki bu belli aralığa divergens denir. Divergens bir dairenin dilimleri şeklinde tanımlanır. Bir birini izleyen iki yaprağın arasındaki açıya divergens açısı denir. Yaprak dizilişleri üç gruba ayrılır.
  1. Karşılıklı Çapraz Yaprak Dizilişi : Bir nodyumda karşılıklı iki yaprak çıkar. Bir üstteki yada alttaki yaprak çifti bu çifte dik açıda bulunur. Divergens açısı 360/2 den 180° derecedir. Örnek; ballıbabagiller, karanfilgiller familyası üyeleri ayrıca leylak, ısırgan otunda karşılıklı çapraz yaprak dizilişi görülürü.
  2. Dairesel Yaprak Dizilişi : Bir nodyumdan ikiden fazla yaprak çıkıyorsa ve bunlar aynı dairenin çevresinde dizilmişlerse divergens açısı bu yaprakların sayısına bağlı olarak değişiklik gösterir. Divergens açısı 360/3=120  veya 360/5=72
  3. Spiral (sarmal) Yaprak Dizilişi : Bir nodyumdan sadece bir yaprak çıkar. Bunu ikinci nodyumdaki ikinci yaprak onu üçüncü boğumdaki üçüncü yaprak izler bu dizilişte belirli sayıdaki yapraklar bir daireyi tamamlar. Bir daireyi tamamlayan yaprak dizilişlerine bağlı olarak divergens açısı da değişir. İki yaprakta bir daireyi tamamlıyorsa 360/2=180 mısır, süsen üç yaprakta bir daireyi tamamlıyorsa 360/3=120 olur
Yaprak Metamorfozları:
  1. Etli Yaprak (sukkulent) : Su depo etme görevini üstüne aldıkları için böyle yapraklar etli, kalın ve şişman yapılış kazanmışlardır. Kurak bölgelerde görülür. Örnek; dam koruğu
  2. Besleyici Yapraklar : Mutfak soğanında olduğu gibi besin maddesince zengin, üst üste katlanmış beyaz renkli yapraklar. Yapraklar soğanın gövde tabanından çıkarlar. Örnek; lale
  3. Diken Yapraklar : Genelde yaprağın uç kısımları diken haline dönüşür. Örnek; kadın tuzluğu
  4. Çiçek Yapraklar : Bazı yapraklar bir çiçeğin stamen, pistil, ve çiçek örtüsüne dönüşmüştür. Yaprak değişikliğe uğrayarak bu yapıları oluşturur. Örnek; gül.
  5. Sülük Yapraklar : Bir kısım yapraklar incelerek sülük şeklini almışlardır. Ödevleri artık bitkiyi bir yere tutundurmaktır.
  6. Kapan Yapraklar : Böcekçil bitkilerde görülür. Bu bitkilerin yapraklarına bir böcek konunca yaprak kapanır ve hapsedilen böcek hazmedilir.
Devamını oku »

Doku

Doku Nedir?

Bitki, hayvan ve insan organlarını meydana getiren, şekil ve yapı bakımından benzer olup, aynı vazifeyi yapan, birbiriyle sıkı ilişkisi olan ve aynı kökten gen hücreler topluluğuna doku denir.

Değişmez Doku : Değişmez dokular meristem dokular tarafından meydana getirilirler. Meristem dokular gibi üreme yetenekleri yoktur. Belli görevlerde ihtisaslaşmış ve buna uygun şekiller almışlardır. Değişmez dokuyu oluşturan hücrelerin genel özellikleri:
  1. Çoğalma yeteneğini kaybetmiş olmak,
  2. Protoplazmaları az olmak ve kofulları bulunmak,
  3. Hücre çeperi kalınlaşmış olmak (sellülöz, lingin, suberin, kitin yapılarak)
  4. Hücreler arası boşluklar olmak
  5. Bazı dokularda hücreler, protoplazma ve çekirdeklerini kaybederek ölü hücreler haline dönüşmüş olmak.
Fizyolojik görevlerine göre değişmez dokular beş (5) gruba ayrılırlar.
  1. Özek Doku - Parankima -Temel Doku :
    1. Bitki organlarındaki boşlukları doldurur.
    2. Daha fazla farklılaşmış olan diğer dokulara yataklık eder.l
    3. Özek dokuyu oluşturan hücreler muntazam yapılı, çok kenarlı ve canlıdırlar.
    4. Çeperleri daima ince, protoplazmaları bol ve çekirdekleri belirgindir.
    5. Hücreler arası basit geçitler bulunur ve hücrelerde bol miktarda plastit vardır.
  2. Koruyucu Doku (Epidermis) : Bitkilerin toprak üstü kısımlarını, dıştan ve tamamen saran dokuya koruyucu doku denir. Genellikle bir (1) sıralı hücrelerden ibarettir. Hücreleri arasında boşluk yoktur. Koruyucu dokunun üstü çoğunlukla mumsu bir tabakayla kaplıdır. Özellikleri:
    1. Hücreleri canlıdır.
    2. Protoplazmaları az, kofulları büyüktür.
    3. Hücre biçimleri girintili çıkıntılıdır.
    4. Hücrelerin dış çeperi daha kalındır. Görevleri ise;
      1. Bitkiyi dıştan gelen mekaniksel etkilerden korumak,
      2. Bitkiyi dıştan gelen parazit ve patojenlerden korumak,
      3. Bitkinin su kaybetmesini önlemek,
      4. Işığın olumsuz etkisinden bitkiyi korumak,
      5. Dış ortamla bitki arasında madde alışverişini sağlamaktır.
  3. Destek Doku : Bitkinin yapısına direnç veren, esneklik, kırılmazlık, sertlik gibi bitki yapısını makanik etkilere karşı dayanıklı hale getiren iskelet sistemine destek doku denir. Pek doku (Kollenkima) ve Sert doku (sklerankima) diye ikiye ayrılır.
    1. Pekdoku (Kollenkima) : Pekdoku gelişmekte olan otsu yada yarı odunsu bitkilerin kök, gövde yada yapraklarında bulunur. Boyları enlerinden daha uzundur. Uçları sivri yada keskin olabilir. Çeperleri selüloz birikmesi ile kalınlaşır. Bu nedenle odunlaşma görülmez. Gerilme ve esneme yetenekleri çok fazladır.
    2. Sertdoku (Sklerankima) : Çeperleri kalın ve odunlaşmıştır. Çeperleri odunlaşmamış olanları da vardır. Bu hücreler şekilleri bakımından iki farklı durum gösterirler.
      1. Sert Doku İpliği : İğ şeklinde iki ucu sivri olanlara denir. Odunlaşmamış hücre çeperi ne kadar kalınsa o kadar sağlamdır. Dokuma, ip, halat gibi.
      2. Taş Hücreleri : Uzun olmayan yaklaşık olarak enleri boylarına eşit olan sert doku hücreleridir. Genellikle odunlaşmıştır. Bitkilerin meyve tohumlarında vardır. Örneğin; kayısı, ceviz, badem, fındık. Bazılarında ise gruplar halinde meyvenin içinde bulunur. Ayva ve armut gibi.. ölü hücrelerdir.
  4. Salgı Dokusu : Salgı doku bitki hücrelerinin metabolizma atıklarının depo edildiği sonra gerekli görüldüğünde dışarı atıldığı bir dokudur. Salgı doku salgı maddelerinin hücrede biriktirilmesine veya hücreden salgılanmasına göre ikiye ayrılırlar.
    1. İntraselüler (Hücre İçi) Salgılar : Hücre sitoplazmasında meydana gelen salgılardır.
      1. Salgı Hücreleri : Sitoplazmasını kaybetmiş ölü hücrelerin bütün (lümünü) iç kısmını doldurmuştur.
      2. Salgı Boruları : Bu borular lateks (süt) denilen beyazımsı sarımsı renkte bir madde bulunur. Lateksin içinde protein, şeker, tanen, madensel tuzlar, enzimler, glikozitler çözülmüş halde bulunur. Kauçuk, reçine, zamk gibi maddelerde süspansiyon halinde bulunur. Yaralanma sonucunda lateks dışarıya akarsa pıhtılaşarak hem yarayı örter hem de içerdiği antiseptik maddeler nedeni ile yaralı bölgeyi bakteri ve mantarlardan korur. Salgı boruları yapılarına göre ikiye ayrılırlar.
        1. Basit Süt Boruları : Sütleğengiller, dutgiller.
        2. Bileşik Süt Boruları : Marul, haşhaş, hindiba
    2. Ekstra Selüler (Hücre Dışı) Salgılar : Hücreler salgıladıkları salgıyı hücre içinde biriktirmeyip hücre dışına çıkartırlar.
      1. Salgı Çeperleri : Portakal türlerinin meyve kabuğundaki yağ cepleridir. Eterik yağ bu ceplerde saklanır. Eterik yağ kokusu ile böcekleri cezbettiğinden dolayı tozlaşmada ve ayrıca buharlaşmayı önlediği için bitkinin su kaybını azaltmada rolü vardır.
      2. Salgı Kanalları : Salgı ceplerinin eksen doğrultusunda üst üste sıralanması ile oluşan uzun kanallardır. Çamgiller familyasının bitkilerinin gövde ve yapraklarındaki reçine kanalları buna örnektir.
      3. Eterik Yağ Salgı Bezleri : Sardunyada görülen salgı tüyleri buna örnektir. Sardunyanın salgı tüyünde baş hücresinin salgısı hücre çeperinden çıkarak kütikula ile çeper arasında toplanır. Hafif bir temas ile kütikula parçalanır ve eterik yağ etrafa yayılır.
      4. Sindirim Bezleri : Böcek kapan bitkilerde protein sindirici enzimleri salan sindirim bezleri vardır. Sindirim bezlerinin görevi sindirim enzimlerini salmak ve aynı zamanda sindirilmiş besinleri emmektir.
      5. Nektaryumlar : Böceklerle tozlaşma yapan bir çok bitkide nektar (bal özü) denen şekerli sıvı salgılayan çoğu kez tüy şeklindeki salgı bezleridir.
  5. İletim (İletken Doku) Dokusu : İletim dokusuna taşıma sistemleri de denir. İletim dokusu bitkide madde taşınmasını sağlar. Tek hücreli ve az sayıda hücreden oluşmuş canlılarda taşıma difüzyon yoluyla olur. Bitkilerin dış yüzeyinin su kaybını engelleyici kitin ve suberin gibi maddelerle kaplanmış olması yeterli değildir. Çünkü bitkilerin yapraklarındaki gözeneklerin kapatılması mümkün değildir. Dolayısıyla bitki fazla miktarda suyu buharlaştırır. Bitkinin buharlaştırdığı suyu yerine koyabilmesi için taşıma sistemleri devreye girmiştir. Bu sistem yüksek bitkilerde damar-boru sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sistem kökten yapraklara su nakleden boru şebekesinin yanında yapraklardan köklere besin maddesi taşır. Böylece fotosentez ürünleri sadece yapraklarda kalmayıp bitkide depo edildikleri yerlere taşınabilmektedir. İletim demetleri ise yaprakta oluşan organik bileşenlerin diğer organlara taşınmasıdır. Odun (ksilem) dokusu ve soymuk (ploem) doku olmak üzere iki kısımdan oluşur. İkisi de kökün uç noktasına yakın bir yerden başlayarak tüm gövdeyi geçtikten sonra yapraklarda son bulurlar.
    1. Odun Dokusu : Odun borusu, odun parankiması, odun sklarankiması
      1. Odun Boruları : Değişik boy ve genişliktedir. Bazılarının uçları sivri, çeperleri (lignin) odun özü birikmesiyle kalınlaşmıştır. Kalınlaşmadan kalan kısımlarda ise geçit denen delikler meydana gelmiştir. Geçitler çift taraflı olup komşu hücrelerin su gereksinimini giderir ve iletişimi sağlar. Uç uca bağlanan bu borular uzun kanallar oluşturul. Odun boruları ile odun sklarankiması hücreleri ölü hücrelerdir. İki çeşit odun borusu vardır.
        1. Trake : Daha kalın ve daha kısa borulardır. Üst üste konulmuş gibidir. Birleşme yerlerindeki zar erimiştir fakat halka biçiminde izi bellidir. Çeperi kalındır ve çeper üstünde basit geçitler vardır. Görevi suyun en üst noktaya iletilmesini sağlamaktır.
        2. Trakeidler : Daha ince ve daha uzundur. Uç uca ulalı borular halindedir. İki boru arasında zar vardır. Bu nedenle bölmeli görünürler. Çeperleri kalındır. Çift kenarlı geçitler vardır. Ağaçlarda ve damarlı bitkilerde trake ve trakeidler birlikte bulunurlar. Trakeler suyun on metrelerce yükseğe iletilmesi sırasında sürtünme ve karşı koyma gücünü yenebilecek bir evrime sahiptir. Trakelerin evrimi trakeidlerden daha ileridir. Trakeidler ise evrim bakımından daha ilkel olan eğreltiler ve çamlarda bulunur.
    2. Soymuk Dokusu :Soymuk dokusunun taşıyıcı elemanı kalburlu borudur. Bunun yanında arkadaş hücresi ve etraflarında da soymuk parankiması bulunur. Bunlar soymuk dokuyu oluştururlar. Bu dokuya floem denir. Soymuk boruları, arkadaş hücresi ve soymuk parankiması hepsi canlı hücrelerdir. Kökten aldığı su ve besini en uç noktaya iletir. Kalburlu borularda uzun borular gibi olup uç uca ulanmıştır.  Bu boruların birleşme yerlerinde zar vardır. Zar kalbur gibi deliklidir. Bu delikler bir borudaki maddelerin diğeri ile bağlantı kurmasını sağlar. Kalburlu boruların görevi; Asimilasyon ürünlerini yapraktan başlayarak köklere kadar tüm bitki bünyesine taşımak ve yaymaktır. Kalburlu borulara yapışık olan arkadaş hücrelerinin boyu uzun, çeperleri ince, plazmaları bol, çekirdekleri büyüktür.
*Soymuk Doku : Asimilasyon ürünlerini yapraklardan köklere yani yukarıdan aşağıya, Odun Dokusu ise suyu köklerden yapraklara iletir. Yani aşağıdan yukarıya iletir.

Tüyler : Tüyler koruyucu doku hücrelerinin dışa doğru uzaması ile meydana gelir. Şekil ve büyüklükleri çok değişiktir. Görevi bitkinin su ve ısı kaybını önlemek, bitkilerin hayvanlar tarafından yenmesini engellemektir. Kurak iklim kuşağındaki bitkiler tüylüdür. Tüyler yaprakların alt yüzeylerinde daha fazladır.

Emergens : Gül sürgünleri üstündeki kartal gagasını andıran dışa doğru olan çıkıntılardır (diken). Bitkinin kendisini korumasına yarar.

Stoma (gözenek) : Stomaların görevleri bitkinin gaz alışverişini sağlamak ve bitkinin terlemesini sağlamaktır. Çalışma mekanizması turgor basıncı ile olur. Bulunduğu yer yapraklardır.

Periderm : (Şişe mantarı ticari şeklidir.) Periderm denilen mantar dokunun hücreleri ölüdür. Bunlar bolca suberin maddesi içerirler. Suberin su geçirmez olduğu gibi cansızlığı nedeniyle bitkileri parazit ve patojenlerden korur. Ayrıca suberin maddesi bitkileri dışarının soğuğundan, sıcağından, güneş yakmalarından da korur. Ağaçların gövde ve kalın dallarını kaplayan kabuk denen ölü kısım peridermin çok yıllık birikimidir.

Kovucuk (lentisel) : Epidermis dokusunda bulunan stomalar değişime uğrayarak yerini periderm dokusuna bırakması üzerine kendileri de değişerek yerine kovucuk denen oluşukluklara yol açarlar. Kovucuklar iki ve daha fazla yukarı yaşlardaki sürgün ve dallarda görülür. Küçük sivilceler biçiminde meydana gelirler. En kolay erken ilkbaharda görülürler. O zaman şiştikleri için belirgin durumda olurlar.
Devamını oku »

Toprak Dezenfeksiyonu

Sterilizasyon : Bütün elementlerden arındırma (yararlı ve zararlı tüm canlılardan)
Dezenfeksiyon : Hastalık yapıcı etkenlerden arındırma (sadece zararlı canlılardan)
Harç : Değişik materyallerin bir araya karıştırılması (bahçe toprağı, çiftlik gübresi, kum)
Çimlenmeyi kolaylaştıran materyaller: Torf, perlit, vermikulit vs.

Toprak Dezenfeksiyon Yöntemleri:
  1. Fiziksel Toprak Dezenfeksiyon Yöntemi:
    1. Buhardan faydalanarak : Su buharı belli bir derecenin üzerine çıktığı zaman, dezenfekte özelliği vardır.
    2. Kuru sıcaklıktan faydalanarak : Doğrudan doğruya ısıtma yaparak
    3. Sıcak sudan faydalanarak : Büyük kazanlarda su kaynatılarak toprak yüzeyine dökülür.
    4. Elektrik enerjisinden yararlanılarak : Elektrik enerjisinden faydalanılarak oluşturulan sıcaklık ile daha çok harç dezenfeksiyonunda faydalanılır.
    5. Güneş (Solarizasyon) : Her türlü hastalık etmeninden kurtulmak, yabani ot tohumlarının çimlenmesini önlemek, zararlı böceklere ait yumurta, larva ve erginlerin popülasyonunu yok etmek (yaşamasını engellemek) hedeflenir.
      1.  Fiziksel dezenfeksiyonun dolaylı etkisi: Toprak yoğun bir şekilde sulandığından dolayı topraktaki tuzluluk oranı azalır (aşağı doğru iner) yıkanır.
      2. Uygulama Şekli :
        1. Solarizasyonun uygulanma şekli sera içi ve dışı sıcaklığın en yüksek olduğu zamana denk getirilmelidir.
        2. Toprak üzerine örtülen örtü güneş radyasyonunu çok iyi geçiren çok ince olmalıdır.
        3. Toprak yüzeyi örtülmeden önce düzeltilmelidir.
        4. Toprak su ile iyice doyurulmuş olmalıdır.
        5. Örtü ile toprak arasındaki boşluğun çok az olmasına özen gösterilmelidir.
        6. Uygulama süresi en az 4 hafta olmalıdır.
  2. Kimyasal Toprak Dezenfeksiyonu : Kimyasal yolla toprak dezenfeksiyonunda çeşitli biositler kullanılır. Genel biositler (Toprak dezenfeksiyonunda kullanılan kimyasallar)
    1. Metil Bromid : Suda erimeyen uçucu bir biosittir. Yüksek basınç altında sıvılaştırılmış gaz halindedir. Fungus ve yabancı ot tohumlarına etkili olmakla birlikte daha çok kök ur nematodlarına bazı böcek ve funguslara karşı etkilidir. Uygulamada minimum 48 saat süreyle ört üzerinde kalmalı ve örtü açıldıktan sonra en az 24 saat, ortalama 2,3 gün içeriye canlı sokulmamalıdır. (yabancı ot, namatodlar, hastalık etmeni, patojen ve zararlılara etkilidir)
    2. Formal Dehid : Sıvıdır. Sulama ile uygulanır. Su ile karıştırılarak veya doğrudan doğruya sulanan (gölleme) bölgeye uygulanabilir. Yağmurlama borusu ile uygulanabilir. Uygulamadan sonra iyi sonuç alabilmek için toprağın üzeri kapatılır. Uygulama ile gaz formuna geçer, yoğunluğu aşağı doğru göndermek için üzeri kapatılır.
    3. Vopam : Sıvı halde bir toprak dezenfektanıdır. Sıvı halde verilir. Gaz haline geçmez.
    4. Basamid (Özel Biosid) : Toz halinde bir toprak dezenfektanıdır. Sulama suyuna karıştırılarak verilir. Başarı oranının yüksek olması için hava sıcaklığının yüksek olduğu yaz aylarında uygulanır.
Mikrobiyal Gübreleme : Yararlı mikro canlıları kullanarak toprağı besin yönünden zenginleştirmek.
Mikro Elementlerin Faydaları Nelerdir : Organik maddelerin parçalanmasını ve toprağa karışmasını sağlarlar
Nematod : Bitki köklerinin uç kısımlarından bitki içine girerek emme olayını yaparlar. Emme ile köklerde şişkinlik yapar buna namatod denir.
Devamını oku »