Domates (Yeşil) Yaprak Küfü Hastalığı

Etmeni : Cladosporium Fuluum (Fuluia Fulfa) (Domateste)
               Cladosporium Cucumerinum (Hıyar, kavun, karpuz)

Domates (Yeşil) Yaprak Küfü Hastalığının Konukçuları : Domates, biber. patlıcan (solaneceae)

Domates (Yeşil) Yaprak Küfü Hastalığı Hakkında Genel Bilgi

Domates yaprak küfü bir sera hastalığı olarak görülür. Çünkü yüksek nemli ortamlarda bu hastalığın görülme riski daha yüksektir. Nemin % 90-95 olduğu, sıcaklığın ise 20-25°C olduğu ortamlarda ortaya çıkar. Düşük sıcaklıkta bu hastalık etmeninin ortaya çıkmasının nedeni ışık azaldığı için bitki gelişiminin yavaşlaması ve dolayısıyla direncinin dış etmenlere karşı zayıflaması ile bitkilerin hastalanmasını kolaylaştırır. Nemli ve serin yerlerde açık alanlarda da görülür. Bir sonraki ürüne geçmesinde hastalığa sebep olan konodiler 9-12 ay beslenmeden canlı kalabilirler.

Domates (Yeşil) Yaprak Küfü Hastalığının Belirtileri : Domateste yaprakların üst yüzeyinde donuk sarı lekeler ve bu lekelerin alt kısmında açık gri veya zeytuni kahverengi kadifemsi küf halinde mantar tabakasıyla kaplı olduğu görülür. Bazı hallerde mantar yaprağın üst yüzeyinde de meydana gelebilir. Sıcak ve nemli havalarda lekeler hızla yayılır. Bu nedenle bitkiler arasında hava sirkülasyonuna önem verilmeli ve bitkiler yüksek nemden korunmalıdır. Önlem alınmazsa yaprakların tümünü kaplayarak yaprağı kurutur ve bitkiyi öldürür. Sarımsı lekeler sonradan kahverengileşir daha sonra da kırmızımsı kahverengi olurlar. Hastalanan yapraklar solar ve ölür fakat düşmezler. Alt yapraklarda fazla görülür. Hastalık alt (yaşlı) yapraklardan üste doğru ilerler. Çiçeklere bulaştığında meyve tutumu olmaz. Meyve üzerinde nadiren görülür. Meyve küçükken bulaşırsa meyveyi döker. Büyük meyve ve gövde de lezyonlar olur. Nadiren meyve etine kadar ilerler. Belirtileri yönünden küllemeye çok benzer.

Külleme ile Domates Yaprak Küfü Hastalığının Benzer Yönleri
  • Her ikisinde de sarı lekeler oluşur.
  • Her ikisinde de küflenme yaşlı yapraklardan başlar.
Külleme ile Domates Yaprak Küfünün Farklılıkları:
Külleme
Domates Yaprak Küfü
küf tabakası beyaz ve beyaza yakındır.
Küf tabakası daha kahverengimsidir.
Lekeler domates yaprak küfüne göre daha az ve topludur.
Lekeler daha fazla ve dağınıktır.
Alt yapraklarda keçemsi tüylülük çok görülmez, görülse de beyaz renklidir.
Alt yapraklardaki keçemsi tüylülük çok görülür ve yeşilimsidir. Hazirandan önce domates yaprak küfünde sonra her ikisinde de görülür.
Renk tam sarı, sınırları belirgindir.
Renk fazla sarı değildir ve sınırları belirgin değildir.
 
Domates yaprak küfü bir sera hastalığıdır, sebebi yüksek nemdir


İlk Bulaşma : Özellikle sera koşullarında hastalık etmeni dokuz ay canlılığını koruyan konodiler yaşamını sürdürmektedir. Konodiler kurağa oldukça dayanıklıdır. Yüksek nemde konodiler çimlenerek yapraklara stomalardan girerler. Düşük sıcaklık ve ışığın azlığı büyüme ve gelişmeyi yavaşlatır. Hastalıklara karşı bitkiyi dayanıksız hale getirir.

Gelişme : İnter selüler olarak yaprak ve meyve dokularında yayılan fungus, tekrar konodilerini oluşturur. 2. yayılmaya neden olur. Sporlar rüzgarla uçarak yayılır.

Kışlama : Skloret tohumda miselyum yada seranın her hangi bir yerinde konodi halinde kışlayabilir.
İnokulasyon : Hastalığın bitkiye bulaştığı an. (bulaşma)
İnkubasyon : Kuluçka dönemidir. (Hastalık bulaştıktan sonra ilk belirti görülünceye kadar geçen süre.
Sporulasyon : Sporların çoğalması. (Üreme)
Penetrasyon : Doku içine girme.
Enfeksiyon : Hastalanma

Domates Yaprak Küfü ile Mücadele Yöntemleri

Kültürel Önlemler :
  1. Seralar iyi havalandırılmalıdır.
  2. Sık dikimden kaçınılmalıdır.
  3. Sulamalar sabahın erken saatlerinde yapılmalıdır.
  4. Dayanıklı çeşitler tercih edilmelidir.
  5. Sera iç kontrüksiyon malzemeleri (bütün iç yüzey malzemeleri yıkanacak şekilde üretim bitiminde) ilaçlanmalıdır. (%2-4 formaldehit veya çamaşır suyu)
  6. Alt yapraklar budanmalı ve hava sirkülasyonu sağlanmalıdır.
  7. Düşük sıcaklığın olduğu kış aylarında gece ısıtmaya özen göstermek.
  8. Sera yanlarında ve çatıda yeterli havalandırma pencereleri bulundurulmalı
  9. Sulamada yaprak ıslatılmamalıdır.
  10. Isı kaybı azaltılmalıdır.
Kimyasal Önlemler :

Captan, Manep, Propineb, Zineb, Benomyl, Carbondazine, Dithicarbomat lı preperatlar kullanılır.
İlaçlamaya yaprakta ilk leke görüldüğünde yapılmaya başlanmalıdır. Sulama ve ilaçlama sabahın erken saatlerinde yapılmalıdır. Nemin yüksek ve sıcaklığın düşük olduğu sabahın erken saatleri dışında sulama, ilaçlama, gübreleme, sisleme gibi bitkilerin ıslatılmasını sağlayan uygulamalar kesinlikle yapılmamalıdır.
Hastalık etmenin yayılması için sera iç yüzeyinin tamamen ilaçlanması gerekir. (Her üretim dönemi sonunda %2-4' lük formal dehit veya çamaşır suyu ile dezenfekte edilir.

Antogonistik Fungus : Bazı fungusların gelişimini engeller. Bunlar hastalık etmenini öldürmezler sadece daha az aktif olmalarını sağlarlar. Bunlar yavaş çoğaldıkaları için tekrarı azdır. Bunlar karşıt funguslardır.

Cladosporiumun Yol Açtığı Domates (Domates Yaprak Küfü) te ve Hıyarda (GriAntraknoz) Görülen Hastalıklarla İlgili Bilgi Veriniz.
Kabakta gövde ortasında kahverengi içe çökmüş sulu bir çürüklük görülür.
Kabak meyvesinde kahverengi gittikçe siyahlaşan lekeler vardır ve hastalık ilerledikçe bu lekeler meyve içine doğru girer.
Yaprak ortası kahverengi kenarları sarı renkte halka şeklindedir ve orta kısım hastalık ilerledikçe delinmeye başlar. Kavunda bazen fazla sulamadan çiçek burnunda yarılmalar olur.
Karpuz gövdesinde de içe doğru çökmüş kahverengi lekeler vardır.
Hıyar meyvesinde ise tıpkı tırnakla çizmiş gibi sarı lekeler oluşur. Sonra hastalık ilerledikçe lekeler kahverengileşir. Bu fizyolojik bir sorundur. Soğuk havalarda görülür. Soğuk su damlacıklarının meyveye damlaması ile bu hastalık görülür.
Devamını oku »

Cucurbitaceae Fusarium Solgunluğu

Etmeni : Fusarium Oxysporium F.     Cucumerinum (Hıyarda)
              Fusarium Oxysporium F.      Melonis  (Kavunda)
              Fusarium Oxysporium F.      Niveum  (Karpuzda)

Cucurbitacaea Fusarium Solgunluğunun Konukçuları : Hıyar, Kavun, Karpuz

Cucurbitacaea Fusarium Solgunluğunun Belirtileri : Kavun, karpuz ve hıyarın hemen her döneminde solgunluk görülmektedir. Bitkinin tümünde görülebildiği gibi kökenin bir veya bir kaç kolunda da görülebilir. Çünkü fungus bitkinin (kollarının) toprağa değen kısmından bitkiye girebilir. Erken dönemde görülen hastalık bu dönemde bitkinin tümünü soldurup kurutabilir. Ayrıca sulamayı izleyen günlerde solgunluk daha şiddetli olarak ortaya çıkabilir.

İlk Bulaşma : Topraktan veya tohumdan olabilir.

Gelişmesi : Bitki kök veya kollarının toprağa değdiği yerden fungus bitkiye girebilir. Fusarium solani özellikle bitkinin erken döneminde bol bulunmakta ve bitki dokuları ile iletim demetlerinde lokal nekrozlar oluşturarak bitkinin su alımını engellemektedir. Fakat bitkinin iletim demetlerinde ilerlemez. Buna karşın Fusarium Oxysporiumlar iletim demetleri boyunca ilerleyerek hem mekaniksel hem de fizyolojik olarak solgunluk oluştururlar. Sulama ve ağır topraklar solgunluğu arttırır.

İkincil Yayılma : Toprak zararlıları, sulama suyu, çapa gibi işlemlerle etmen hasta bitkilerden sağlamlara bulaşarak ikincil yayılmayı gerçekleştirir.

Kışlama : Toprakta, dinlenici miselyum, klamidospor ve skloret formunda, kalıntılarda ve toprak zerrecikleri arasında barınabilir.

Fusarium çökeltene neden olur.

 Cucurbitacaea Fusarium Solgunluğunun Mücadelesi
Kültürel Mücadele : Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de dayanıklı çeşitlerin araştırılması gerekir. Daha ekonomik bir çare henüz yoktur.

Kimyasal : Benomiyl, Carban Dazine, Captan, Manep, Thiram (Fusarium solgunluğunda kullandığımız ilaçlar kullanılır.)

Fusarium Solani ve Fusarium Oxysporium Arasındaki Farklar
Solani
Oxysporium
İletim demetlerinde ilerlemez ve hastalığın yukarıya doğru yayılmasına neden olmaz.
İletim demetlerinde ilerler ve hastalığın yukarıya doğru ilerlemesine neden olarak hem mekaniksel hem de fiziksel tahribata yol açar.
Devamını oku »

Fusarium ve Verticillium Solgunluğu

İletim demetlerinde ortaya çıkan ve solgunluk yaratan hastalıklardır.

Fusarium Solgunluğu Hakkında Genel Bilgi

Etmeni : Fusarium Oxysporium F.

Fusarium Solgunluğunun Belirtileri : Bitkilerin alt yapraklarını sarartarak yavaş yavaş soldurur. Sararma ve solgunluk üst yapraklara doğru ilerleyerek bütün bitkinin ölümüne sebep olur. Bitkinin kök ve gövdesinin birleştiği yerden enine kesit alındığından (gövdeden) gövdede hemen kabuğun altından kahverengimsi bir halkanın meydana geldiği görülür. Bitki öz suyunu taşıyan kanalların tıkanıp, öz suyun taşınması engellenir. Fusarium zararı uygun çevre şartları, toprak yapısı, topraktaki organik maddenin sıcaklığı ve nemi ile orantılı olarak artar veya azalır. Serada geç dönemde dikkat etmek gerekir. Fusarium hafif kumlu, asidik ve fazla nemli nemli topraklarda ve nematodlu bölgelerde daha fazla zarar verir. Tedavisi daha zordur.

Konukçuları : Domates, biber, patlıcan başta olmak üzere bütün sebzelerde konukçudur. (kavun, karpuz, hıyar vs.)

Verticillium Solgunluğu:

Etmeni : Verticillium Dahliea (alba-atrum)

Verticillium Solgunluğunun Belirtileri : Bitkide solgunluk alttan üste doğru, bazen bitkinin bir yarısında bulunan birbirini takip eden yapraklarda meydana gelir. Bileşik yapraklardaki yaprakçıklar yukarı doğru kıvrılır. Solgunluk gündüzleri tamamen geceleri kısmen belirgindir. Hastalıklı bitki dik durmaz. Yetiştirme şartları iyi ise hastalık yavaş gelişir. Önce dip yapraklarda sonra üst yapraklarda sarılık görülür. Bulaşık yapraklarda çürüme ve kurumalar başlar.
Verticillium solgunluğu olan bitkilerden enine kesit alındığında veya kabuk soyulduğunda öz suyu taşıyan iletim demetleri (kanallarının) kahverengileştiği görülür. Bu kahverengileşme kökten yukarı doğru olur. Bulaşmanın bulunduğu kökte kahverengileşme olur. Bulaşık olmayan kökler sağlamdır. Mevsim başında toprak sıcaklığı düşükken görülür.
Fusarium Oxysporium F.
Verticillium Dahlia (alba-atrum)
Solgun bitkilerin gövdesinden enine bir kesit alındığında iletim demetlerinde kesiksiz sararma ve kahverengileşme görülür.
İletim demetlerinde kesikli noktalı bir kahverengileşme görülür.
Koyu kahverengi bir tahribat oluşur. Hastalık ilerledikçe renk kaybolur.
Açık kahverengi bir tahribat oluşur, hastalık ilerledikçe renk değişmez.
Nispeten yüksek sıcaklıklarda ve geç dönemde ortaya çıkar. (26-28°C)
Nispeten düşük sıcaklıklarda ve erken dönemde ortaya çıkar (20-23°C)
Kök boğazında içe doğru çökmüş pembemsi bir küf tabakası görülür.
Pembemsi küf tabakası yoktur.
Tahribat belirgindir. Gövdede çürükler vardır.
Tahribat dışarıdan belirgin değildir.
Yapraklarda sararma ve kuruma dağınık lekelenmeler şeklindedir.
Yapraklarda (V) şeklinde kuruma ve sararma vardır.
Zamk oluşumu vardır.
Zamk oluşumu yoktur.
Serada daha çok görülür.
Açık alanda daha çok görülür.
Yaprak sapı ve gövdede esmerleşme görülür.
Yaprak sapı ve gövdede esmerleşme görülmez.
Tek taraflı sararma daha azdır.
Tek taraflı sararma daha fazladır.
İletim demetlerinin kenarlarında sararma görülür.
İletim demetlerinin kenarlarında sararma yoktur
Toprakta klamidospor veya miselyum halindedir.
Mikroskloret veya miselyum halindedir.
 
İletim demetlerine yakın dokularda bozulmalar vardır.
İletim demetlerine yakın yerlerde bozulmalar yoktur.
Yaprakların bir bölümünde sararma daha azdır.
Yaprakların bir bölümünde sararma daha fazladır.
Tedavisi daha zordur. ( Hastalık etmeni 80 cm’ye kadar inebildiği ve bir sonraki seneye kadar canlı kalabildiği için)
Tedavisi daha kolaydır.
Yara bere yerlerinden girer.
İlk bulaşmayı dokuyu delerek yapar.

 













Solgunluğun Sebepleri : 
  1. Susuzluk (ortam ve toprak)
  2. Aşırı sıcaklar
  3. Köklerde meydana gelen tahribat (çapalama sırasında)
  4. İletim demetlerinde meydana gelen tahribat (Hastalık etmeni, zararlılar, kök boğazında daralma, koyu yeşilden açık yeşile bir geçiş vs.)
  5. Rüzgar (Transpirasyonu artırır buda solgunluğa yol açar)
  6. Bakteriler
  7. Virüsler
Solgunluk : Topraktan gelen bazı etmenlerin iletim demetlerine girmesi ve demetleri tıkaması sonucu bitkinin besin elementi ve suyu yeteri kadar alamaması sonucu bitkinin solmasıdır. En önemli belirti iletim demetlerindeki renk değişikliğidir.

Fusarium ve Verticillium Solgunluğunun Benzerlikleri

Her ikisinde de iletim demetlerinde tahribat ve solgunluk vardır.
Her ikisinde de yaprak, gövde ve meyvede kanser şeklinde lekeler yoktur.
Her ikisinde de özün iç kısmında çökme yoktur.

İlk Bulaşma  : Topraktan veya tohumdan olabilmektedir. Tohumda miselyum halindedir. Toprakta Fusarium miselyum veya klamidospor formunda, Verticillium da ise mikro skloret veya miselyum halinde bulunan fungus tohumun çimlenmesi yada bitkinin gelişip kök sistemini oluşturmasından sonra özellikle fusarium da yara bere yerlerinden verticillium da ise dokuyu delerek ilk bulaşmayı yapar.
Gelişme : Etmenler konukçunun iletim demetlerine kadar ilerleyerek gerek mekaniksel tıkama gerekse tosinleriyle bitkide solgunluk oluştururlar.
İkincil Yayılma : Etmenler sulama suyu ile ve işleme sırasında toprakta miselyum halinde yayılır ve yeni enfeksiyonlara yol açarlar.
Kışlama : Etmenler miselyum halinde toprakta ve tohumda, ayrıca Fusarium da toprakta klamidospor halinde, Verticilliumda toprakta mikro skloreti halinde kışlarlar.
Yayılışı : Fide harcı, toprağın uçuşması, bitkisel atıklar, rüzgar hareketi, su, tohum, vektörler (böcek) ve kullanılan bakım aletleri ile yayılabilirler.
Gelişmeye Elverişli Koşullar :  Yüksek sıcaklıkta kendini gösterir. Organik maddece zengin, hafif asidik, kumlu topraklarda özellikle fusarium solgunluğu buna karşın azot, fosfor ve kalsiyum noksanlığının olduğu, ışığın yetersiz olduğu ortamlarda verticillium solgunluğunun ortaya çıkma riski daha yüksektir.
Karakteristik Arazlar : Fusarium da karakteristik araz, pembemsi küf tabakasıdır.
Gövdedeki Arazlar (Belirti) : Fusariumda iletim demetlerine yakın kısımlarda bozulma görülür. Verticilliumda görülmez.

Fusarium ve Verticillium Solgunluğu ile Savaşım Yolları :

Kültürel Mücadele :
  1. Hiç bir yöntem bu etmene karşı tam bir sonuç vermez.
  2. Dayanıklı çeşitlerle üretime başlanılmalıdır.
  3. Özellikle tahıllarda ekim nöbeti yapmak (alternatif bitki kullanarak)
  4. Bitkiler güçlü bulundurulmalıdır.(sıcaklık, ışık, su vs. yönden ideal şartlarda yetiştirilmelidir.)
  5. Bitki atıkları toplanıp yakılmalıdır.
  6. Tohumluk sağlam yerden alınmalıdır. Gerekirse tohum dezenfeksiyon yapılmalıdır. (50-54°C' de 20-25 dakika sıcak su uygulanır.
  7. Toprak dezenfeksiyonu yapılmalıdır. (buhar veya sıcak suyla)
  8. Aşılı fide ile çalışılmalıdır.
  9. Topraksız tarım yapılabilir.
  10. Karık üzerine dikim yapılmalı ve eğer hastalık bitkinin bir dalında yayılıyorsa bütün dallara yayılana kadar ürün alınır.
Kimyasal Mücadele :

Hiç bir yöntem tam olarak (%100) sonuç vermez. Sera toprağı ve fide harcı sterilize edilir. Verticilliuma karşı en etkili ilaç Cloropin dir. Benomyl, Carben Dezine, Captan, Manep Thiram gibi ilaçlar kullanılır.
Devamını oku »

Külleme (Leveilula Taurica)

Külleme Hastalığı Hakkında Genel Bilgi : Bitkilerin yapraklarında meydana gelen beyaz küf tabakasıdır. Domates yapraklarının üst düzeyde yaygın sarı (klorotik leke) lekeler görülürken alt yüzeyi beyaz toz halinde kül gibi sporlarla kaplıdır. Lekeler birleşerek bütün yaprağı kaplar. Solanecea familyasında da aynıdır. Üst tabaka sarı leke, alt tabaka küf tabakasıdır. Kabakgillerde ise (karpuz, hıyar, kabak) tam tersi üst yüzey küf tabakası (fungal örtü), alt yüzey sarı leke (lorotik leke)' dir.
Hastalıklı yapraklar zayıflar veya tamamen kurur. En çok sonbahar yetiştiriciliğinin ilk devrelerinde önemli tahribatlar yapar. Külleme için nispi nemin % 50-70, sıcaklığın 20-25°C olması yeterlidir.

Küllemenin Etmenleri Nelerdir?
  • Leveilula Taurica (Patlıcan, domates, Patates)
  • Erysiphe Cichoracearum (Hıyar, kabak, kavun, karpuz, bamya)
  • Sphaerotheca Fuliginea (Kabakgillerde)
  • Erysiphe Pisi (Bezelye) 'de görülür.
Bu etmenler diğer bitkilerde de olur. Ancak en çok bunlarda görülür. En çok rastlanan külleme hastalık etmeni Leveilula Taurica'dır. Külleme de fungal örtü (küflü tabaka) pudra serpilmiş gibidir. Hıyarda meyvelerin üzerinde fungal örtü ile kaplanır. Külleme domatese göre hıyarda daha çok görülür. Yaprakları tüylü olduğu için sporlar daha kolay tutunur. Bu yüzden daha çok görülür.

Külleme Hastalığının Belirtileri : Biber, patlıcan ve domateslerde daha çok alt yapraklarda başlayan külleme belirtileri yaprakların alt yüzeyinde pudra serpilmiş gibi bir fungal örtü, üst yüzünde ise klorotik lekelerle nitelenir. Sonra yapraklar solar, kurur ve dökülür.
Kabak, hıyar, kavun, karpuz, bamya da ise yaprakların üstünde beyaz fungal örtü bulunur ve sürgünler kurur, yarpaklar kıvrılır. Beyaz fungal örtü meyve ve dallarda da görülür.

İlk Bulaşma : Yere dökülmüş yapraklardan ilk baharda askosporlar uçuşup sebze bahçelerinde ilk enfeksiyonları yaparlar.
Gelişme : Fungus hostoriomlarıyla canlı hücredeki besin maddelerini emerek bitki yüzeyinde gelişimini sürdürür.
İkincil Yayılma (Bulaşma) : Yaz boyunca konidiler vererek ikincil bulaşmaları sürdürürler. Kısaca Houstoriumlarıyla bitkiye gererler ve daha sonra konidiler oluşturarak yayılırlar.
Kışlama : Sonbaharda yere düşen hasta yapraklarda veya bahçedeki kalıntılarda cleistothecium oluşturarak kışı böyle geçirirler. İlkbaharda bunlardan tekrar askosporlar uçuşur.
Külleme Hastalığı ile Mücadele Yöntemleri :
Kültürel Önlemler : Küllemeye karşı dayanıklı çeşitler yetiştirilmelidir. Hastalıklı bitki artıkları ve sera dışında bulunan yabancı otlar yok edilmelidir.
Kimyasal Önlemler : Yapraklarda ilk lekeler görüldüğünde ilaçlamaya başlanılmalıdır. İlaçlama 7-10 gün arayla tekrarlanır. Sistemik olanlar damla sulama ile verilebilir. Küllemenin çok şiddetli olduğu dönemlerde Dinocap (karathane) kullanılmalıdır. Bir yetiştirme devresinde 6-7 defadan fazla kullanılmamalıdır. Aynı fungusitten sürekli kullanmak yerine bir kaç farklı ilaç sırayla kullanılırsa bağışıklığı azaltır. Kükürt külleme için en iyi ilaçlamadır. Sıcak havalarda kükürt atılmamalıdır. yakıcı etkisi olduğundan yapraklar yanar. Serin havalarda atılmalıdır. Toz kükürt hıyar ve kabakta dekara 2 kg. verilir. Sıcak havalarda serada toz kükürt yerine Quinomethionate , Dinocap, Buprimate etkili maddeli preperatlar kullanılır. Dozuna dikkat edilmelidir.
Devamını oku »

Çökelten Hastalığı

(Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğü)

Çökerten Hastalığı Hakkında Genel Bilgi : Çökelten genel olarak bir fidelik hastalığıdır. Fidelerin dikildiği yastıklara gübre fermantasyonu sırasında çok ısı yaydığı için daha çok at gübresi kullanılır. Bu da sıcaklık ve nemi arttırdığından yastıkla fide üretiminde bu hastalık daha çok görülür.

Çökerten Hastalığının Konukçuları : Domates, biber, patlıcan başta olmak üzere bütün sebze fidelerinde görülür.

Çökerten Hastalığının Belirtileri : Çökelten iki şekilde görülür.
  1. Çıkış öncesi çökelten (Pre-Emergence)
  2. Çıkış sonrası çökelten (Post-Emergence)
Pre-Emergence (Çıkış öncesi çökelten) : Tohum çimlenmeden çürür yada çimlenme başlar ama toprağa çıkış olmadan çimle birlikte tohum ölür. Tohumu çıkardığımızda tohum hafif sulu ve sarıysa Pre-Emergence'dir.
Post-Emergence (Çıkış sonrası çökelten) : Fide haline gelmiş bitkilerde sararmalar ortaya çıkar, yapraklar sarkar, kök kısmında kahverengileşme ve incelme  (daralma) görülür. Genellikle fide kök boğazından bükülerek devrilir. Devrilmeler bazen kitleler halinde olur ve devrilen fideler toprak yüzeyinde kuruyup çürürler. Fideliklerde yer yer boşluklar olur.

Çökeltenin Etmenleri Nelerdir?
  • Rhizoctonia Solani (Çıkış öncesi daha sık görülür)
  • Fusarium Solani (Kök çürümesi (Pre-Emergence) ne neden olur
  • Botrytis Spp (Daha çok kök ve kök boğazi incelmesi (Post-Emergence) neden olur.
  • Pythium Spp
  • Alternaria Solani
  • Phytophtora Spp  (Kök çürümesi (Pre-Emergence) ne neden olur
  • Sciprotina Spp
Bu mantarlar ya tek başlarına ya da bir kaçı bir arada hastalığın şiddetini arttırırlar. Bu etmenler sadece çökelten hastalığına neden olmazlar. Başka hastalıklara da neden olurlar. Çökelten bitkinin kökünü tahrip ederek bitkiyi öldürebilir. Bir serada bitkilerin sadece üç tanesi devrilmişse çökelten olma riski çok düşüktür. Fakat sıradaki bitkilerin neredeyse yarısı devrilmişse çökelten olma riski çok yüksektir. Bu mantarların çoğu yüksek nemli ortamlarda tohumlara hücum ederler. Çimlenmeden önce tohumların tahrip olmasına neden olurlar.

İlk Bulaşma Yolu:

Fungusların tümü (I.Yol) toprak mikroorganizmi olduklarından her zaman toprakta bulunabildiği gibi bazıları da (II.Yol) tohum ile taşınırlar. Dolayısıyla ilk bulaşmaya bulaşık tohum ekildiğinde, tohum çimlenirken, tohumda bulunan fungusun gelişmeye başlamasıyla olur yada toprağa temiz tohum ekildiğinde tohum çimlenirken veya çimlenip fideye dönüştüğünde toprakta bulunan bu funguslar tohum ve fideye arız olurlar. (III.Yol) Çevre bu funguslar genel olarak toprak altında yayılır ve sulama suyu ile yada kendi miselial uzantıları ile ve yahutta fidelik toprağında bulunan böcek ve nematodlarla yayılır ve ikincil enfeksiyonları yaparlar. Kısaca çökeltene neden olan etmenlerin bulaştığı yer sırasıyla;
  1. Toprak :Toprak veya fide kökünde hastalık etmeni olabilir. Bu nedenle fide kökünü  Kaptan, Manep gibi bir ilaçlı suya batırırız ya da fideyi diktikten sonra fide köküne değdirmeden diplerini ıslatacak kadar ilaçlı su veririz. Toprak veya fide harcı sterilize edilmelidir.
  2. Tohum : Fungus tohum kabuğunu delip embriyoya yerleşerek yada tohum kabuğuna yapışarak yayılır. Bu nedenle güvenilir yerlerden kaliteli ve paketli tohumlar alınmalıdır. Penetre yeteneği olmayan etmenlerin tohuma girme şansı yoktur.
  3. Çevre : Su, rüzgar, toprak işlemede kullanılan materyaller ve viyoller dezenfekte edilmelidir. Gübre ve toprak temizleme aletleri hastalığı neden olabilir.
En çok görüldüğü yerler : Organik maddece zengin, azot seviyesi yüksek topraklarda, nemli ve uygun sıcaklıklarda daha fazla görülür. En başta Phytium Spp ve Rihizoctania Spp en çok domateste çökeltene neden olan mantarlardır.

Örnek :
         
Hastalıklı Bitki xx              xx Hastalıklı Bitki
xx              xx
         
         
         
         
         
                    xx Hastalıklı Bitki
                 xx
         
Bu tabloya göre Çökelten hastalığının nedeni nedir?
Cevap: Toprak diyemeyiz. Çünkü toprak olsaydı tüm bitkiler hastalanırdı.
Çevre diyemeyiz. Çünkü bitkilerin hepsi aynı çevre koşullarında olduğu için hepsi hastalanırdı.
Nedeni tohumdur. (Pre-Emergence) Çıkış öncesinde %60 tohum, (Post-Emergence)'de %40 toprak ve çevre neden olmuştur.

Hastalık Etmeninin Gelişmesi

Bitkiyi hastalandırma şekillerine göre hastalık etmeni ikiye ayrılır.
  1. Doğrudan penetrasyonla bitkiye girenler (Rhizoctonia)
  2. Doğal açıklardan ve yaralardan girenler (Fusarium)
Tohumda bulaşıklık  daha çok miselyum formunda olmaktadır ve tohum çimlenirken miselyumda aktif duruma geçerek tohumun çimlenmesinden oluşan körpe dokuları hızla sarar ve çimle birlikte tohumu öldürüp çürütür. Fide döneminde Fungus bitkiyi yakaladığında daha çok kök boğazı bölgesinde lezyonlar oluşturması nedeniyle fide bayılıp devrilir. O bölgede özellikle Rihizoçtonia ve Pythium enfeksiyonlarında fide incelir ve üst kısmı taşıyamaz.
Fusarium Solani, Thielavicpsis ve Alternaria gibi etmenlerde ise köklerde genel bir nekroz görülebilir. Fungusların aktivitesi için etkin faktör sıcaklıktır.
Hastalığın ortaya çıkma dönemlerini de ikiye ayırırız.
  1. Fidelik mevsimi başında (nispeten düşük sıcaklıklarda daha aktif ve fazladır) (Pythium türleri yol açar)
  2. Sıcaklığın yükseldiği mevsimlerde (Rihizoctonia, Fusarium ve Alternaria) enfeksiyonları artar.
Diğer hastalık etmenleri ise fide yetiştirilen her ortamda sıcaklık hiç fark etmez. çıkma riski bulunan etmenlerdir.
Hastalık etmenleri bitkideki semptomlarına göre de farklılık gösterir.
Fusarium daha çok doğal açıklık ve yaraların olduğu bitkilerde görülür. Seralarda bahar döneminde en çok dikkat etmemiz gereken hastalık etmeni Pythium'dur. Çünkü tohum ekimi şubatta (düşük sıcaklık) yapılır.

Çökelten Hastalığına Neden Olan Etmenlerin Kışlaması:

Bu durum fungus türüne göre değişir. Pythium türleri cospor formunda kışlar. Rhizoctonia türleri kışı misel veya seklerot (yumaksı yapı) formunda geçirirler. Fusarium Spp ise miselyum  veya klamidospor halinde kışlarlar. Bitki kalıntıları veya doğrudan doğruya toprak zerrecikleri arasında barınabilirler.

Çökelten Hastalığının Mücadele Yöntemleri Nelerdir?
  1. Kültürel Önlemler
    1. Tohum ekiminde sterilize edilmiş harç kullanılmalıdır.
    2. Tohumlar fazla sık ekilmemelidir.
    3. Fideleri fazla sulamadan kaçınılmalıdır. (Çökeltenin en önemli sebebi aşırı sulamadır)
    4. Hastalık görüldüğünde bulaşık fideler sökülüp atılmalıdır.
    5. Gereksiz ve aşırı azotlu gübre verilmemelidir.
    6. Erken ekimden kaçınılmalıdır. (Nem fazla, sıcaklık düşük, ışıklanma az olduğunda)
    7. Fidelikler bol güneş alan soğuk olmayan yerlere kurulmalıdır.
    8. Özellikle zarar görülen fideliklerin toprağı veya yeri değiştirilmelidir.
    9. Fidelikten fidelerin taşınmasından sonra, fidelik iyice temizlenmeli ve bolca güneşlen dirilmelidir.
  2. Kimyasal Önlemler (Ekimden önce uygulanır)
    1. Toprak İlaçlaması : En basit toprak dezenfeksiyon yöntemi solarizasyon (güneş enerjisi)' dur. Sıcaklığın 20°C ' nin altında olmadığı (en ideali 15 Haziran-25 Temmuz) dönemlerde toprak sulanır, üzerine polietilen örtü iyice örtülür ve güneş enerjisinin etkisiyle buharlaşan su topraktaki hastalık etmenlerinin yok olmasını sağlar. Fidelik toprağı ve kullanılan malzeme ekimden 15-20 gün önce 100 lt. suya 4 lt. formaldehit karıştırılarak metrekareye 10 lt. verilerek ilaçlanır, fidelik 2-3 gün kapalı tutulur. Daha sonra açılıp havalandırılır ve iki hafta sonra tohum ekimi yapılır. Fidelik toprağının 1 metrekaresi için 35-50 ml. metil bromit fumigasyonu yapılabilir. Bu uygulamada da toprak sıcaklığı 15°C'nin altında olmalı ve toprak tavında olmalıdır. Fidelik 2-3 gün kapalı tutulduktan sonra 48 saat havalandırılır ve ekim yapılır. Ayrıca Vapam, Quintozone, Captan' la dezenfe edilir.
    2. Tohum İlaçlaması : 1 kg. tohum için 2 cc/gr. macazeb, thiramlı ilaçlardan biri kullanılarak koruyucu olarak tohum ilaçlaması yapılır. Bir kaseye tohumu koyup hafif nemlendirilerek yada nemlendirmeden toz ilacı içine katıp ilacın tohuma yapışmasını sağlarız. Daha etkili olduğundan en çok thiram kullanılır. Her türlü bitki tohumunda kullanılabilir.
    3. Yeşil Aksam (Fidelik) İlaçlaması : Fideler belli bir boya geldikten sonra yapılan ilaçlamadır. Fidelikte hastalık görüldüğünde zinep, propineb, captan'lı preperatlardan biri toprağa verilir ve ardından temiz suyla sulanır. Zinep, Propineb, Captan, Maneb, bakırlı preperatlar (mavi bakır, bordo bulamacı) bunlar bitkinin yeşil aksamına püskürtülerek verilir.
Çökeltene neden olan etmenlerin kışlama dönemi (bir dönemden başka bir döneme kadar hastalığın geçmesi) vardır. Çökelten ayna hastalığı olarak bilinir.

Not:
Spp : Tüm türleri afade eder.
Solani : Alt türünü ifade eder.
Skloret : Fungusların dinlenme halidir. Yumak halini alır ve bir sonraki döneme kalır.
Devamını oku »

Sera Bitki Hastalıkları

Mantarı Fungal Hastalıklar

  • Fungal hastalıkların serada görülme riski açık alanlara göre daha yüksektir. Çünkü fungal hastalığın ortaya çıkması için en uygun sıcaklık 20 °C' dir.
  • Seralarda devamlı sulama yapılır, sera kapalı ortam olduğundan su yükselir ve fungal hastalığın yayılmasını teşvik eder.
  • Bitkilerin belli bir miktar hava sirkülasyonuna ihtiyacı vardır. Fakat sera kapalı ortam olduğu için hava sirkülasyonu olmaz. Bu nedenle fungal hastalıkları önlemek için sera içine fanlar yerleştirilerek içerideki havanın dışarıya çıkması sağlanır.
  • Serada toprak değiştirme imkanı olmadığında (aynı toprak kullanıldığı için) fungal hastalık riski daha fazladır.
  • Serada mono kültür yapıldığı için risk daha fazladır.
  • Kışın ışık şiddeti düştüğü için risk daha fazladır.
  • Seralarda hastalıklarla mücadele açık alanlara göre daha zordur.
  • Türkiye ilaç kullanımında dünya standartlarının çok gerisindedir. Bunun en önemli faktörleri; ekonomik faktörler ve bakir olarak tabir edilen topraklar kullanıldığından hastalıklarla çok karşılaşılmamasıdır.
  • Doğu Anadolu da yoğun tarım yapılmadığından ilaçlama dünya standartlarının altındadır. Batıya doğru gidildikçe ise (Ege, Akdeniz, Marmara) dünya standartlarının üstüne çıkmaktadır.

Serada Fungal Hastalıkların Görülmesine Teşvik Eden Etmenler Nelerdir?
  1. Sera içinde nemin yüksek olması
  2. Sera içinde hava hareketinin az olması
  3. Serada sürekli aynı toprağın kullanılması, mono kültür yapıya sahip olması
  4. Sera içindeki ışığın şiddetinin düşmesi
  5. Sera içindeki fidelerin sık dikilmesi hastalık etmeninin yayılmasını sağlar
  6. Serada kapalı ortamda su yüksekliği fungal hastalıklara zemin hazırlar

Sera bitki hastalıkları hakkında bilgi edinmek için ilgili linkleri tıklayınız.
Mantarı Fungal Hastalıklar: Çökelten Hastalığı, Külleme Hastalığı, Fusarium ve Verticillium Solgunluğu, Cucurbitacaea Fusarium Solgunluğu, Domates (yeşil) Yaprak Küfü Hastalığı, Kurşuni Küf (Botrytis Çürüklüğü), Domates Erken Yanıklığı, Mildiyö Hastalığı, Beyaz Çürüklük (Sap Çürüklüğü, Kök Mantarlaşması, Gövde Çürüklüğü, Gövdede Zamklı Yaralar-Meyvede Siyah Çürüklükler, Yalancı Mildiyö Hastalığı, Biber Kök Boğazı Yanıklığı yada Çürüklüğü,

Fizyolojik Hastalıklar: Çiçek Burnu Çürüklüğü, Meyve Çatlaması, Güneş Yanıklığı, Kedi Yüzü Meyve Bozukluğu, Lekeli Olgunlaşma, Domates Yaprak Kıvırcıklığı, İç Kahverengileşmesi, Çiçek Dökülmesi, Yeşil Yaka Hastalığı, Yabancı Ot İlacı Zararı

Bakteriyel Hastalıklar : Bakteriyel Leke Hastalığı, Bakteriyel Kara Leke Hastalığı, Bakteriyel Solgunluk , Bakteriyel Gövde Öz Çürüklüğü,

Virütik Hastalıklar: Tütün Mozaik Virüsü (TMV) Çizgi Hastalığı, Hıyar Mozaik Virüsü (CMV) (Yaprak İplikleşmesi Hastalığı)
Devamını oku »

Sulama Tekniği ve Drenaj

Sulamanın Tanımı ve Önemi
Sulama : Bitkilerin normal gelişmesi için ihtiyaç duydukları suyun doğal yağışlarla karşılanamayan kısmının toprağa verilmesidir.
Bitkiler Topraktan Aldıkları Suyu Nerelerde Kullanırlar?
  1. Bitki dokusunda su olarak kullanır. (Bünyesinde)
  2. Parçalanarak bitki bünyesinde çeşitli bileşiklerin yapılmasında kullanırlar. (Fotosentez)
  3. Bitki yapraklarından terleme yolu ile atmosfere verirler. (Transpirasyon)
Drenaj : İstenmeyen suyun topraktan uzaklaştırılmasıdır.












Bitkilerde su-verim ilişkisi eğrisi

Diğer girdilerin tam olarak karşılanması koşulu ile; büyüme mevsimi boyunca bitki kök bölgesinde depolanan suyun:
  • Belli bir miktara kadar arttırılması verimi artırır.
  • Belli bir miktardan sonra iyi drenaj koşullarında su miktarı arttıkça verim sabit kalır.
  • Belli bir miktardan sonra kötü drenaj koşullarında verim düşer.
Bitki Kök Bölgesinde Gereğinden Fazla Nemin Bulunması Koşulunda; Verim azalır. Çünkü su moleküllerinin toprak tanecikleri tarafından tutulma gücünün artması ve bitkilerin suyu alabilmesi için kökleri aracılığıyla daha yüksek basınç uygulamak zorunda kalmasıdır. Bu da bitkinin ürün yapmak için harcaması gereken enerjiyi su almada kullanması demektir.

Bitki Kök Bölgesinde Kötü Drenaj Nedeni ile Gereğinden Fazla Su Olması Durumunda: Verim azalır. Çünkü toprak gözeneklerinde havanın azalmasına ve suyun artmasına neden olur. Toprak gözeneklerinde havanın azalması oksijenin azalmasına neden olur. Bunun sonucunda ise;
  • Kök hücrelerinin bölünmesi yavaşlar ve istenilen düzeyde kök gelişimi sağlanamaz.
  • Organik materyalleri parçalayarak bitkilerin yararlanabileceği besin maddesine çeviren toprağın faaliyetlerini yavaşlatması ile topraktan bitki besin maddesi alınmasını engelleyen zararlı bileşiklerin ortaya çıkması.
  • Su fazla olur ve uzun süre kalırsa as feksi olur.
Sulamanın Yararları Nelerdir?
  1. Büyüme mevsimi boyunca bitkinin ihtiyaç duyduğu su miktarı kök bölgesinde depolanır. Böylece devamlı ve kararlı bitki yetiştiriciliği yapılmış olur.
  2. Topraktaki fazla tuzun yıkanması sağlanır.
  3. Topraktaki mevcut taban taşı yumuşatılır.
  4. Toprak ve bitki civarındaki hava serinletilir.
  5. Ticari gübreler su ile birlikte toprağa verilir.
Sulama Yöntemi : Suyun toprağa, bitki kök bölgesine veriliş biçimidir.
Sulama Randımanı : Suyun kaynaktan bitki kök bölgesine ulaştırılana kadar kaybına orantılıdır.
Sulama Sistemi : Suyun kaynaktan alınması, sulanacak alana iletilmesi ve dağıtılması için gerekli yapıların bütünüdür.

Toprak - Bitki - Su İlişkisi
  • Toprak Fazları : Toprak arz kabuğunun fiziksel, kimyasal ve biyolojik parçalanmasından oluşan geçirgen bir ortamdır. Katı (toprak taneleri), sıvı (su) ve gaz (hava) fazlarından oluşur.
  • Toprak Bünyesi : Toprağı oluşturan taneciklerin büyüklük dağılımına toprak bünyesi denir.
  • Toprak Yapısı : Toprak tanelerinin dizilişi ve gruplar halinde kümeleşme biçimidir.
  • Toprağın Özgül Ağırlığı (Toprak Tanelerinin Yoğunluğu): Toprağın özgül ağırlığı, toprak taneleri hacim ağırlığının +4oC' deki arı suyun hacim ağırlığına oranıdır.
  • Porozite : Toprak örneğindeki boşluk hacminin örneğin toplam hacmine oranıdır.
  • Gözenek (boşluk) Oranı : Toprak örneğindeki boşluk hacminin toprak taneleri hacmine oranının % cinsinden ifadesidir.
  • Doyma Derecesi (Satürasyon) : Toprak örneğindeki su hacminin, boşluk hacmine oranının % cinsinden ifadesidir.
  • Sulama Suyu Uygulanacak Toprak Derinliği : Etkili bitki kök derinliği yada etkili toprak derinliği dikkate alınmalıdır. Derin topraklarda yetiştirilen bitkiler ihtiyaç duydukları suyun önemli bir bölümünü kök bölgesinin üst kısımlarından alırlar. Dolayısıyla sulamanın tüm kök bölgesi yerine etkili kök derinliğinde yapılması gerekir.
  • Etkili Bitki Kök Derinliği : Bitkilerin normal gelişmeleri için gerekli olan suyun % 80' inin alındığı kök derinliğidir.
  • Etkili Toprak Derinliği : Geçirimsiz tabaka ya da taban suyuna kadar olan toprak derinliğidir.
Toprak Nemi İfade Biçimleri :

Kuru Ağırlık %' si Cinsinden İfade : Pw = W-Ws
                                                                       Ws

Hacim %' si Cinsinden İfade : Pw = 100.W.Ws  . yt
                                                                    Ws

Derinlik Cinsinden İfade : d = Pw . yt.D
                                                  100
Toprak Rutubet Gerilimi Cinsinden İfade : Toprakta su az, çekim kuvveti yüksek ise bu ters ilişkiye Toprak Rutubet Gerilimi cinsinden ifade denir. Yani toprakta nem azaldıkça toprak taneciklerinin tutma gücü artacaktır. (Toprak tansiyonu olarak ta ifade edilir) Bu yüzden toprak rutubet tansiyonu denildiğinde toprak taneciklerinin suyu kendi yüzeyleri etrafında tutma gücü anlaşılmaktadır.

Sulama Yönünden Önemli Toprak Sabiteleri :
  1. Doyma Noktası : Toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolduğu an da toprakta bulunan nem miktarına denir.
  2. Tarla Kapasitesi : Serbest drenaj koşullarında yer çekiminin etkisi ile toprak taneciklerinin tuttuğu su miktarıdır.
  3. Solma Noktası : Bitkilerde solgunluk başladıktan sonra tekrar su verilse dahi eski haline dönememesine denir.
  4. Fırın Kuru : Belli bir toprak örneği ılınır. 100 derece sıcaklıkta 24 saat bekletilir. Daha sonraki nem durumuna fırın kuru denir.
Doyma Noktasındaki Toprak Taneciklerinin Suyu Çekme Kapasitesi Ne Kadardır?

Doyma Noktasındaki Toprak Taneciklerinin Suyu Çekme Kapasitesi 0'dır. Çünkü gözeneklerin tamamı su ile doludur.

Tarla Kapasitesindeki Topraklarda Toprak Rutubet Gerilimi Ne Kadardır?

T.K = 1/10-2/3 atm.       Hafif          Ağır  =  1/3 atm.
                                         1/10           2/33

 Solma Noktası: 7- 40 =15 atm.
 Fırın Kuru       : 10.000 atm.
                                              kabul edilir.

Toprağın Kullanılabilir Su Tutma Kapasitesi :
  • Solma noktasının üzerinde tarla kapasitesine kadar her düzeydeki nem miktarı ile solma noktası farkına kullanılabilir su, tarla kapasitesi ile solma noktası farkına ise kullanılabilir su tutma kapasitesi denir. Ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda düşüktür.
Toprak Örneklerinin Alınması

Bozulmuş Toprak Örneği : Toprak bünyesi, tuzluluğu, solma noktası
Bozulmamış Toprak Örneği : Tarla kapasitesi, toprağın hacim ağırlığı

Toprak Neminin Ölçülmesi
  1. Gravimetrik Yöntem : Bir toprak bulgusu ile istenilen toprak derinliğine kadar her 30 cm' de bir katman oluşacak şekilde toprak profili açıldıktan sonra bu katmanların tam ortasından alınan bozulmuş veya bozulmamış toprak örneklerinin toprak neminin kuru ağırlık yüzdesi cinsinden her bir toprak numunesi için ayrı ayrı hesaplanması sonucu toprak nemi sağlıklı bir şekilde ölçülebilmektedir. Gravimetrik yöntemde elde edilen değerler (her bir katman için) buna karşılık gelen tansiyometre okumaları ile birleştirilerek kalibrasyon eğrisinin oluşturulması sağlanmaktadır.
  2. Tansiyometre Yöntemi : Tansiyometre içi arı su dolu gövde seramik uç ve vakum göstergesinden oluşan ve toprak rutubet gerilimini ölçen bir araçtır. Tansiyometrenin araziye yerleştirilmesi için toprak neminin ölçülebileceği derinliğe kadar çukur açılır. Seramik uç bu derinlikte olacak biçimde gövde çukura konur. Seramik uçla gövde arasında iyi bir temas sağlanması için gövde etrafı toprakla doldurulur ve sıkıştırılır. Toprakta bulunan nem miktarına göre seramik uçtan toprağa doğru yada topraktan seramik uç aracılığıyla tansiyometre gövdesine doğru su akışı olur ve bir hidrolik denge kurulur. Bu koşulda göstergeden bir değer okunur. Okunan bu değer daha önce hazırlanan kalibrasyon eğrisinde işaretlenerek topraktaki nem miktarı kuru ağırlık yüzdesi cinsinden elde edilir.
  3. Nötron Yöntemi : Yöntemin esası hızlı nötron saçan bir kaynaktan çıkan nötronların toprak suyu tarafından yavaşlatılması ve yavaşlatılmış nötronların sayısının özel sayaçlarla ölçülmesidir. Bu amaçla toprak nemi ölçülecek yerlere altı açık ve içi boş metal borular yerleştirilir. Genellikle amerikyum-berilyum karışımı olan radyoaktif madde nemin ölçüleceği derinliğe kadar sarkıtılır. Yavaşlayan nötron sayısı özel sayaçla ölçülür. Yavaşlatılmış nötron sayısı kalibrasyon eğrisinde karşılık gelen toprak nemi miktarı doğrudan elde edilir.
  4. Elle Kontrol Yöntemi : Toprak bulgusu ile nemin ölçüleceği derinlikten alınan toprak örnekleri avuç içinde sıkılarak avuçta bıraktığı ıslaklık ve top oluşturma durumuna göre, parmaklar arasında yuvarlatılarak şerit oluşturma durumuna ve toprağın rengine bakılarak toprak nemi tahmin edilmeye çalışılır. Oldukça kaba sonuç veren ve tecrübe gerektiren bir yöntemdir.
Toprakta Suyun Hareketi
  1. Doymuş ve Doymamış Toprak Koşullarında Suyun Hareketi : Toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu, doymuş toprak koşullarında suyun hareketi, yer çekiminin etkisi ile basıncın yüksek olduğu noktadan basıncın düşük olduğu noktaya doğrudur. Doymamış toprak koşullarında ise (gözeneklerin tamamı su ile dolmamış) suyun hareketi; yer çekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi altındadır. Su, toprak rutubet gerilimi düşük olan noktadan T.R.G. yüksek olan noktaya doğru hareket eder. Başka bir deyişle suyun hareketi toprak neminin yüksek olduğu noktadan düşük olduğu noktaya doğrudur.
  2. Sulama Sırasında Suyun Topraktaki Hareketi : Sulama sırasında su infiltrasyon ile düşey doğrultuda toprağa girer ve yer çekimi ile kapillar kuvvetlerin etkisi ile aşağıya doğru hareket eder.
  3. Sulamadan Sonra Suyun Topraktaki Hareketi : Sulamadan sonra ilk 10-15 cm'lik toprak katmanına buharlaşma bölgesi denir ve genellikle bitki köklerinin bulunmadığı bu bölgede sulamadan sonra tutulan nem buharlaşma ile atmosfere karışır. Dolayısıyla su hareketi yukarıya doğrudur. Bitkilerin asıl kök bölgesi olan 15-45 cm arasındaki toprak katmanlarında suyun önemli bir bölümü bitki kökleri aracılığı ile alınır ve yapraklardan olan terleme  ile atmosfere verilir. Kalan kısmı ise üst katmanlara yükselir ve buharlaşma ile atmosfere verilir. Dolayısıyla asıl kök bölgesinde tutulan suyun hareketi köklere ve yukarıya doğrudur. Asıl kök bölgesinin altında genellikle 45-90 cm derinliğindeki toprak katmanlarında ikinci derecedeki kök bölgesi yer alır. Bu katmanda ise suyun önemli bir bölümü kökleri ile alınır ve terleme ile atmosfere verilir. Az bir kısmı ise alt katmanlara sızabilir.
  4. Suyun Bitki Köklerine Doğru Hareketi : Kılcal köklerin suyu uçları ile emmesi ile bitkiler gelişir ve bu kökler suyun olduğu tarafa doğru hareket eder ve büyümelerini sürdürürler.
Toprağın Su Alma Hızı (İnfiltrasyon)

Suyun yüzeyden toprak içerisine düşeş doğrultuda girmesine toprağın su alması denir. Birim zamanda toprağa giren su miktarına ise toprağın su alma hızı denir. Yani yüzey akışına geçmiş suyun toprak bünyesine girmesine denir.

Toprağın Su Alma (İnfiltrasyon) Hızını Etkileyen Faktörler
  1. Nem
  2. Bünye (textür)
  3. Yapısı
  4. İşlenme durumu
  5. Toprakta bulunan tuzların cinsi
  6. Toprak yüzeyindeki suyun miktarı (Topraktaki su miktarı ne kadar fazla ise bünyesine su alma hızı azalır, aksi halde (az ise) artar.)
Hafif bünyeli topraklarda infiltrasyon hızı yüksek,
Ağır bünyeli topraklarda infiltrasyon hızı düşüktür.
Kirecin infiltrasyon hızı yüksek (CaCo3), Sodyumun infiltrasyon hızı düşüktür (Na).
İnfiltrasyon hızı: kumlu topraklarda 25.0-250 mm/h, killi topraklarda 0.1-1.0 mm/h

Bitki Su Tüketimi
Evapotranspirasyon
Evaporasyon (toprak yüzeyinden buharlaşma) + Transpirasyon (bitki yüzeyinden buharlaşma)=Bitki Su Tüketimi

Bitkilerin gelişme dönemlerinde bitkiler küçük oldukları için evaporasyon gerçekleşir, ileri dönemlerde transpirasyon etkili olur. Yani Evaporasyon bitkinin su tüketimini erken dönemde (toprakta), Transpirasyon ise ileriki dönemde (bitki yapraklarında) meydana gelerek karşılanır.

Bitki Su Tüketimini Etkileyen Faktörler
  1. İklim Faktörleri
    1. Solar Radyasyon
    2. Sıcaklık
    3. Hava Nemi
    4. Rüzgar
    5. Güneşlenme Süresi
    6. Gündüz Saatleri
  2. Toprak Faktörleri
    1. Toprak Nemi
    2. Toprağın İşlenme Durumu
    3. Bitki Örtüsü
  3. Bitki Faktörleri
    1. Bitkinin Cinsi
    2. Gelişme Devresi
    3. Büyüme Mevsimi
Etkili Yağış : Yağan yağışlardan bitkinin faydalanabildiği kısmına etkili yağış denir. Bitki doğal yağışlardan yüzey akışına geçen ve drenaj ile kök bölgesinin altına inen sudan yararlanamaz.

Sulama Zamanının Planlanması
  1. Fenolojik Gözlemleme : Bitkilerin yapraklarının rengine, canlılığına ve açısına bakılarak sulama zamanına karar verilir.
  2. Toprak Neminin Elle Kontrolü : Bitki kök bölgesinden alınan toprak örneğinin elle kontrol edilerek nem düzeyi tespit edilir. Deneyim gerektiren bir yöntemdir. Kaba sonuçlar verir, fazla yada az sulama yapılmasına neden olur.
  3. Toprak Neminin Ölçülmesi ile : Sulamaya başlanacak nem düzeyi gravimetrik yöntem, tansiyometrelerle yada nötron yöntemi ile ölçülerek saptanmasıdır.
  4. Bitki Su Tüketiminden Yararlanarak : Bitki kök bölgesine düzenli su verilerek bitkinin tükettiği su miktarı saptanır.
Sulama Yöntemleri Nelerdir?
  1. Yüzey Sulama Yöntemleri
    1. Salma Sulama Yöntemi
    2. Göllendirme Sulama Yöntemi
      1. Tava Suluma Yöntemi (göllendirme)
      2. Karık Sulama Yöntemi (göllendirme)
    3. Uzun Tava Sulama Yöntemi
    4. Karık Sulama Yöntemi
  2. Basınçlı Sulama Yöntemleri
    1. Yağmurlama Sulama Yöntemi
    2. Mikro Sulama Yöntemleri
      1. Damla Sulama Yöntemleri
      2. Ağaç Altı Mikro Yağmurlama Sulama Yöntemi
      3. Sızdırma Sulama Yöntemi
Salma Sulama Yönteminin Avantajları:
  1. Ekonomik değeri yüksek olmayan ürünlerde kullanılır.
  2. Nem eksikliğine veya nem fazlalığına daha dayanıklı bitkilerde kullanılır.
  3. Kök boğazının ıslatılmasından kaynaklanan hastalıklara dayanıklılık. (kök boğazı hassas bitkilerde uygulanmaz, hastalığın yayılmasına neden olur)
  4. Sık ekilen yada dikilen bitkilerin sulanmasında kullanılır.
Göllendirme Sulama Yöntemi : Tava veya karıklarda uygulanmaktadır.

Tava Sulama Yöntemi:
  1. Genellikle sık ekilen yada dikilen ve kök boğazının ıslatılmasından kaynaklanan hastalıklara duyarlı olmayan bitkilerle meyve ağaçlarının sulanmasında kullanılmaktadır.
  2. Genellikle su alma hızı düşük, nispeten kullanılabilir su tutma kapasitesi yüksek topraklarda uygulanır.
  3. Su alma hızı yüksek hafif bünyeli topraklarla, su alma hızı çok düşük kaymak tabakası bağlama özelliğindeki ağır bünyeli topraklarda tercih edilmez.
  4. Tava sulama yönteminde;
    1. Düşük maliyetle yüksek su uygulama randımanı elde edilir.
    2. Kalifiye işçiye gerek yoktur.
    3. İyi tesfiye yapılırsa tava büyüklükleri 160 da. kadar olabilmektedir.
    4. Yüzey akışı yoktur.
    5. Derine sızmayı azaltmak için kontrollü sulama şarttır. Aksi halde; Toprak altı drenaj sistemi kurmak gerekir.
    6. Yağışlardan en üst düzeyde yararlanılır.
    7. Tuzlu topraklar etkin biçimde yıkanır.  Ancak yabancı ot kontrolünün makine ile yapıldığı meyve bahçelerinde seddeler bozulacağı için tava sulama yöntemi kullanılmaz.
Uzun Tava Sulama Yöntemi
  1. Kök boğazının ısıtılmasından kaynaklanan hastalıklara duyarlı olmayan,
  2. Sık ekilen yada dikilen bitkilerle meyve ağaçlarının sulanmasında,
  3. Uzun tava sulama yöntemi ancak su alma hızı nispeten düşük, kullanılabilir su tutma kapasitesi yüksek topraklarda uygulanabilir. Bu yöntemde sulama uygulama randımanı uygulanacak net sulama suyu miktarı, sulama süresi ve tava eğimine bağlı olarak elde edilir.
Karık Sulama Yöntemi
  1. Kök boğazı ıslanmaz.
  2. Bitkiler sıraya dikildiği için sık ekilebilir.
  3. Bakım ve mücadelesi kolaydır.
  4. Hasat kolay olur.
  5. Makinalı tarım yapılabilir.
Yağmurlama Sulama Yöntemi

Yağmurlama Sulamanın Unsurları
  1. Su kaynağı
  2. Pompa birimi
  3. Ana boru hattı
  4. Leteral boru hattı
  5. Yağmurlama başlığı
Yağmurlama Sulama Yönteminin Üstünlükleri Nelerdir?
  1. Tapografyası düzgün olmayan tarım alanlarının tesfiyesine gerek yoktur.
  2. Su alma hızı yüksek hafif bünyeli topraklardan yüksek su uygulama randımanı sağlanır (kumlu).
  3. Geçirimsiz tabaka ya da taban suyunun yakın olduğu yüzlek topraklarda taban suyu oluşturmadan yada taban suyunu yükseltmeden kontrollü sulama yapılır.
  4. Su iletim ve uygulama randımanı yüksektir.
  5. İyi bir projeleme ve uygulama ile erozyon sorunu ortadan kalkar.
  6. Boru hatları gömülü olduğundan ya da yüzeyde serili ise açık kanallara oranla daha az yer kapladığından tarım dışı alan daha az ve makinalı tarım işlemleri daha kolay yapılır.
  7. Sulama kolaylıkla yapılır, işçilik masrafı azdır.
  8. Bitki besin maddeleri ve tarım ilaçları sulama suyu ile birlikte verilebilir.
  9. Ekonomik değeri yüksek bazı sebze ve meyve ağaçları dondan korunabilir.
Yağmurlama Sulama Yönteminin Sakıncaları Nelerdir?
  1. İlk yatırım masrafı yüksektir.
  2. Gerekli işletme basıncını sağlamak için pompa birimi ve sürekli enerjiye ihtiyaç vardır. Bu da masrafı arttırır.
  3. Yüksek rüzgar hızı suyun dağılımını olumsuz yönde etkiler
  4. Yüksek sıcaklığa sahip yerlerde buharlaşma kayıpları artar ve randımanı düşürür.
  5. Bitkilerin tozlaşma döneminde yapılan sulama zararlı olabilir.
  6. Bitki yaprakları ıslatıldığından bazı bitki hastalıkları yayılma eğilimi gösterir.
Damla Sulama : Bitki kök bölgesine suyun damlalar halinde verilmesidir.

Damla Sulama Yöntemi

Damla sulama yönteminde temel ilke, bitkide nem eksikliğinden kaynaklanan bir gerilim yaratmadan her defasında az miktarda sulama suyunu sık aralıklarla yalnızca bitki köklerinin geliştiği ortama vermektir. Bu yöntemde bazen her gün hatta günde birden fazla sulama yapılabilmektedir.
Damla sulama yönteminde arındırılmış su, basınçlı bir boru ağı ile bitki yakınına yerleştirilen damlatıcılara kadar iletilir ve damlatıcılardan düşük basınç altında toprak yüzeyine verilir. Su buradan infiltrasyonla toprak içine girer ve yer çekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi ile bitki köklerinin geliştiği toprak hacmi ıslatılır. Yani bu yöntemde alanın tamamı ıslatılmaz. Bitki sırası boyunca ıslak bir şerit elde edilir ve sıralar boyunca ıslatılmayan kuru bir alan kalır. Böylece mevcut sulama suyundan en üst düzeyde yararlanılır. Bu yöntem sabit bir sistem biçimidir. Sistemin unsurları sulama mevsimi boyunca aynı konumda kalırlar. Ancak sulama mevsimi sonunda unsurlardan bazıları araziden kaldırılır.

Damla Sulama Sisteminin Unsurları
  1. Pompa birimi
  2. Kontrol birimi
  3. Ana boru hatları
  4. Monifold boru hatları
  5. Lateral boru hatları
  6. Damlatıcılardan oluşur.
Kontrol Biriminin Elemanları
  1. Pompa birimi
  2. Filtre (hidrosiklom)
  3. Üç yollu manometre
  4. Kum çakıl filtre tankı
  5. Gübre tankı
  6. Elek filtre
  7. Basınç düzenleyici
  8. Ana boru hattı
Ana Boru Hattı : Suyu kaynaktan manifold boru hatlarına iletir. Genellikle gömülüdür ve sert PVC borularından oluşur.
Manifold Boru Hattı : Suyu ana boruu hattından laterallere iletir.
Lateral Boru Hattı : Üzerinde damlatıcıların yerleştirildiği borulardan oluşur.
Damlatıcılar : Lateral borular üzerine gecik ve lateral borulara boylamasına gecik olmak üzere iki tipte yapılmaktadır.

Damla Sulama Yönteminin Diğer Sulama Yöntemlerine Olan Üstünlükleri Nelerdir?
  1. Arazinin yalnızca belli bir bölümü ıslatıldığından sulama suyu ihtiyacı azdır ve kısıtlı su kaynağı koşullarında geniş alanlar sulanabilir.
  2. Toprağın ıslatılan yüzeyi bitki tarafından gölgelendiğinden toprak yüzeyinden olan buharlaşma dolayısıyla bitki su tüketimi daha az olur.
  3. Bitki kök bölgesinde devamlı ve düşük gerilimle tutulan bir nem ortamı sağlandığından bitki topraktan suyu fazla enerji harcamaksızın alır, bu ise ürün artışını sağlayan önemli faktörlerden biridir.
  4. Bitki besin maddeleri bitkinin ihtiyaç duyduğu zamanda sulama suyu ile birlikte yalnızca bitki köklerinin geliştiği ortama verilir ve gübreden en üst düzeyde yararlanılır.
  5. Toprakta bulunan tuzlar ıslak şeridin çeperine doğru itilir, dolayısıyla tuzlu topraklarda emniyetler tarı yapılabilir.
  6. Sulama suyu istenilen miktarda ve en iyi denetimle uygulanabilir. Su uygulama randımanı çok yüksektir. İşletilmesi kolaydır ve sulama işçiliği minimum düzeydedir.
  7. Bitkilerin toprak üstü organları ıslatılmadığından bitki hastalıklarının gelişmesi önlenmektedir. Yabancı ot kontrolü daha kolaydır.
  8. Bitki sıraları arasında ıslatılmayan kuru alan kaldığından sulama sırasında bile bazı tarımsal işlemler kolaylıkla yapılabilmektedir.
  9. Yağmurlama sulama yönteminde olduğu gibi yüksek eğimli, dalgalı, hafif bünyeli yada yüzlek topraklarda emniyetle uygulanabilir.
  10. İşletme basıncı yağmurlama sulama yöntemine oranla daha düşük olduğundan enerji masrafı azdır.
Damla Sulama Yöntemini Kısıtlayan Etmenler (Dezavantajı) Nelerdir?
  1. Damla sulama yönteminde en önemli sorun damlatıcıların tıkanmasıdır.
  2. Sulama suyu çok iyi kaliteli olsa bile bir miktar tuz içerir. Ayrıca toprakta da tuz vardır. Bu tuzlar damla sulamada suyun hareketi ile ıslak hacmin çeperine doğru taşınırlar ve burada birikirler. Daha sonra bu tuzlar toprak işleme esnasında tekrar toprağa karıştırılır.
  3. Damla sulamada ilk tesis masrafı oldukça yüksektir.
Mikro Yağmurlama Sulama Yöntemi

Meyve bahçelerinin sulanmasında küçük yağmurlama başlıklarından yaygın olarak yararlanılmaktadır. Küçük yağmurlama başlıklarının kullanıldığı yağmurlama sulama yöntemine mikro yağmurlama sulama yöntemi adı verilir.

Mikro Yağmurlama Sulama Yönteminin Unsurları
  1. Su kaynağı
  2. Pompa birimi
  3. Kontrol birimi
  4. Ana boru hattı
  5. Manifold boru hattı
  6. Lateral boru hattı
  7. Küçük yağmurlama başlığı
Sızdırma Sulama Yöntemi

Sızdırma sulama yönteminde su, bitki kök bölgesine toprak altından sızdırılarak verilir. Bu amaçla ya taban suyunu kontrol etmek için belirli aralıklarla açılmış derin tarla hendeklerinden yararlanılır ya da toprak altına düşük basınç altında çalışan delikli yada geçirgen boru hatları yerleştirilir.
Basınç altında çalışan delikli yada geçirgen boru hatları, toprak altına sık aralıklarla ve genellikle yüzlek olacak biçimde yerleştirilirler. Bazıları 1. m. gibi oldukça düşük işletme basıncında çalışabilmektedir. Bu boru hatlarından toprağa sızan su yer çekimi ve kapillaritenin etkisi ile kök bölgesine dağılmaktadır. Gerekli sistem basıncı popma yada yüksekçe bir yere kurulan su deposu aracılığı ile sağlanmaktadır. Sistemin unsurları:
  1. Su kaynağı
  2. Pompa birimi
  3. Su deposu
  4. Kontrol birimi
  5. Ana boru hattı
  6. Manifold boru hattı
  7. Lateral boru hatlarından oluşur.
Ana, manifold ve lateral boru hatlarının tamamı toprak altında gömülüdür. Bu nedenle ilk yatırım masrafları çok yüksektir. Ayrıca delikli yada geçirgen özellikte olan lateral boru hatlarının tıkanması önemli sorunlar doğurur. Uygulamada bahsedilen nedenlerden dolayı çok az rastlanır.

Uygun Sulama Yönteminin Seçilmesi

Sulama Yönteminin Seçimine Etkili Olan Faktörler Nelerdir?
  1. Su Kaynağı ve Sulama Suyunun Özellikleri
    1. Su Kaynağının Cinsi ve Uzaklığı : Sulama suyu bir akarsudan akıyorsa, açık kanal sistemi ile getirilir ve yüzey sulama yöntemi seçilir. Su baraj veya gölet gibi yerlerde depolandıktan sonra alınıyorsa ve depolama yapıları işletme basıncı sağlayacak kadar yüksekse basınçlı sulama yöntemlerinden biri seçilir. Eğer sulama suyu derin kuyulardan yada akarsulardan dinamik yüksekliği fazla pompa birimi ile sağlanıyorsa suyu yüzeye çıkarmak için önemli miktarda enerji masrafı yapılacağından birim su maliyeti yüksek olur. Dolayısıyla basınçlı sulama yöntemlerinden birisi kullanılır. 
    2. Su Kaynağının Debisi : (Debi: Birim alanda akan su miktarıdır.) Çok yüksek ve çok düşük debili sular salma sulama yönteminde kullanılmaz. Su kaynağı debisi düşük ise basınçlı sulama yöntemlerinden biri yada küçük alanlarda karık sulama yöntemi seçilir.
    3. Su Kısıtı : Su kaynağı debisi kısıtlı, ancak sulanacak arazinin fazla olduğunda suyu olanaklar ölçüsünde yüksek randımanla kullanılması gerektiğinden basınçlı sulama yöntemleri, özellikle damla sulama yöntemi kullanılır.
    4. Sulama Suyu Kalitesi : Sulama suyu fazla miktarda sediment taşıması, alg ve diğer yüzücü cisimlerin fazla olması durumunda basınçlı sulama sistemlerine (tıkanma vs.) zarar vereceğinden bu durumda yüzey sulama yöntemleri tercih edilir. Eğer sulama suyu tuzlu ise yüzey sulama ve yağmurlama sulama yöntemleri tercih edilmez. Bu durumda damla sulama tercih edilir. Nedeni ise damla sulamada bitki kök bölgesinde sürekli yüksek düzeyde nem sağlandığından erimiş haldeki tuzların oluşturduğu ozmotik basınç yüksek olmasına karşın, matris tansiyonu düşük düzeydedir ve toprak rutubet gerilimi bitkinin kökler aracılığıyla suyu almasını engellemez. Ayrıca; tuzlar ıslak çepere doğru hareket ederek burada birikir ve bitki köklerinin geliştiği ortamda tuz oranı nispeten düşük olur. Sulama sezonu boyunca ıslak çeperde biriken tuzlar kış yağışları ile bitki kök bölgesinin altına yıkanır.
    5. Su Maliyeti : Maliyeti yüksek olan sulama suyunun yüksek randımanla uygulanması ve tasarruflu kullanılması gerekir. Bundan dolayı basınçlı sulama sistemleri kullanılması gerekir. Örnek damlama sulama yöntemi
  2. Toprak Özellikleri
    1. Kullanılabilir Su Tutma Kapasitesi :Tarla kapasitesi ile solma noktası arası mesafe daraldıkça basınçlı sulama, bu mesafe genişledikçe yüzey sulama yöntemleri tercih edilir. Yani kullanılabilir su tutma kapasitesi yüksek olan topraklarda sulama aralığı geniş ve uygulanacak sulama suyu miktarı fazladır. Bu koşullarda yüzey sulama yöntemleri uygulanır. Kullanılabilir su tutma kapasitesi düşük olduğu hafif bünyeli topraklarda sık aralıklarda ve azar azar su uygulanacağından basınçlı sulama yöntemleri kullanılır.
    2. Su Alma Hızı : Su alma hızı yüksek topraklarda basınçlı sulama yöntemleri, su alma hızı düşük olan topraklarda yüzey sulama yöntemleri tercih edilir.
    3. Toprak Derinliği ve Taban Suyu : Etkili toprak derinliğinin az olduğu (geçirimsiz tabaka yada taban suyu yakın) koşullarda daha kontrollü sulamanın yapılabildiği basınçlı sulama yöntemleri seçilir. Yüzey sulama yöntemleri tercih edilirse derine sızan su taban suyunu yükseltir yada yeni taban suyu oluştur. (Dar ise basınçlı, geniş ise salma sulama yöntemleri uygulanır)
    4. Tuzluluk ve Drenaj Koşulları : Tuzlu topraklarda damla sulama yöntemi avantaj sağlar. (iyi drenaj koşullarında salma sulama, kötü drenaj koşullarında basınçlı sulama yöntemleri kullanmak uygundur.)
    5. Taşlılık : Taşlı topraklarda yağmurlama sulama yöntemi tercih edilmelidir.
  3. Topografik Özellikler
    1. Eğim Derecesi : Eğimi düşük düzgün arazide hemen her türlü sulama yöntemi uygulanabilir. Ancak eğim yüksek ise ortalama eğim düşük olmasına karşın arazi dalgalı tapografyaya sahip ise basınçlı sulama yöntemleri tercih edilir.(Eğim yüksekse basınçlı, eğim düşükse fark etmez)
    2. Erozyona Uygunluk : Erozyona uygun olan topraklarda basınçlı sulama yöntemleri seçmek daha doğru olur. Özellikle damla sulama yöntemi uygulanır.)
  4. İklim Özellikleri
    1. Rüzgar : Rüzgar hızı yüksek ve esme süresi fazla olan yerlerde yağmurlama sulama yönteminin seçilmesi sakıncalıdır. Sulama randımanını düşürür.
    2. Sıcaklık : Hava sıcaklığının yüksek olduğu yerlerde yağmurlama sulamada buharlaşma kayıpları yüksek olduğundan tercih edilmez. Buralarda genellikle yüzey, damla sulama veya ağaç altı yağmurlama sulama yöntemleri tercih edilir.
    3. Bağıl Nem : Bağıl nemin çok düşük olduğu yerlerde buharlaşma kayıpları yüksek olacağından yağmurlama sulama kullanılmaz.
    4. Yağış : Yağışların fazla olduğu yerlerde su ihtiyacı az olduğundan  basit yağmurlama sulama yöntemleri uygulanmalıdır.
    5. Don Tehlikesi : Don tehlikesi olan yerlerde yağmurlama sulama tercih edilir.
  5. Bitki Özellikleri
    1. Bitkinin cinsi : Yüzey sulama yöntemi seçilirse; sıraya ekilen yada dikilen bitkiler karık sulama yöntemi ile, sık ekilen yada dikilen bitkiler tava ve uzun tava sulama yöntemleri ile sulanabilir. Meyve ağaçlarının sulanmasında ağaç altı mikro yağmurlama sulama yöntemi, örtü altı ve ekonomik değeri yüksek olan bitkilerde damla sulama yöntemi, derin köklü bitkilerde yüzey sulama yöntemleri, yüzlek köklü bitkilerde basınçlı sulama yöntemleri tercih edilir.
    2. Bitki Hastalıkları : Yapraklarının ıslanmasından kaynaklanan hastalıklara duyarlı bitkilerde yağmurlama sulama yöntemi, kök boğazının ıslanmasından kaynaklanan hastalıklara duyarlı bitkilerde tava yada uzun tava sulama yöntemleri kullanılmamalıdır.
    3. Özel İstekler : Bazı bitkiler diğer etkenler dikkate alınmadan sulama yöntemi doğrudan belirlenir. Bunun en tipik örneği çeltiğin yalnızca tava sulama yöntemi ile sulanmasıdır.
  6. Ekonomik Koşullar
    1. Sulamanın Maliyeti : İşletme masrafları ve enerji masraflarına bağlı olarak bazen basınçlı bazen de yüzey sulama yöntemleri tercih edilir. Koşullar doğrultusunda en ekonomik olanı tercih edilir.
    2. Ürünün Değeri : Elde edilecek ürünün piyasa değeri yüksek ise, ilk yatırım masrafları fazla olmasına karşın, basınçlı sulama yöntemleri daha avantajlı olabilmektedir.
  7. Sosyal ve Kültürel Durum : Alışkanlıklar, kültür düzeyleri, tarımsal yönden eğitim düzeyleri seçilecek sulama yöntemi açısından önemlidir. Genellikle eğitim düzeyi düşük çiftçilerin basınçlı sulama yöntemlerini uygulamaları güç olmaktadır.
Sera Drenaj Sistemleri

Drenaj : Sulama yada yağış sularının neden olduğu toprak yüzeyi ve bitki kök bölgesindeki çok fazla suyun yapay yollarla uzaklaştırılmasıdır.

Sera Dış Drenaj Sistemi

Seraların çevresinde yağışlarla oluşabilecek arazi yüzey suları ile durgun yüksek taban suyunun drenajını sağlamak amacıyla sera temel duvarı çevresinde bir drenaj sisteminin yapılması gerekir.
Seraların çevresine yapılacak drenaj sistemi temel duvarlarından 100-150 cm uzaklıkta ve 75-100 cm derinlikte açılan hendeklere döşenen drenaj boruları ile yapılır. Drenaj için açılan hendeğin en altına 5 cm kalınlığında ince kum, bunun üzerine 10 cm çapında drenaj borusu yerleştirilir. Drenaj borusunun çevresi ince kumla sarılır ve bu kum drenaj borusundan 10 cm daha yüksekliği kadar devam eder. İnce kumun üzerine konulan çakılla drenaj hendeği doldurulur. Sera dışında drenaj boruları birleştirilerek boşaltım hendeğine fazla taban suyu akıtılır. Dış drenaj sistemine serayı askıya almak ta denir.

Sera İç Drenaj Sistemi

Tarımda kullanılan örtülerden seralarda dış drenaj sistemi yanında iç drenajda uygulanır. İç drenaja gereksinim gösteren seraların özellikleri şöyledir;
  1. Seranın taban toprağında yetiştiricilik yapılıyorsa,
  2. Sera toprağının taban suyu düzeyi yüksekse
  3. Sera toprağının yapısı ağırsa,
  4. Seranın genişliği 10-12 m' den fazla ise iç drenaj yapma zorunluluğu vardır.
Sera İçi Drenaj Şöyle Yapılır : Sera içinde 3-10 m. aralıklarla (genellikle 3-4 m.) 30-40 cm genişlikte ve dış drenaj kanallarından daha az 70-80 cm. derinlikte drenaj kanalları açılır. Kanalların dibi 5 cm kadar kumla doldurulur. Kumun üzerine drenaj künk veya boruları yerleştirilir. Bu amaçla genellikle 7,5-10.0 cm. çaplı delikli sert plastik borular kullanılır. Kanallara yerleştirilen bu künk veya boruların üzerine 5-10 cm. yükseklik oluşturacak şekilde kum-çakıl karışımı döküldükten sonra üzerleri toprakla kapatılır. Boruların bir ucuna kör tapa konur. Diğer ucu sera dışındaki bir ana drenaj kanalına ya da kapalı bir toplayıcı ana drenaj borusuna bağlanır.

Drenajın Isı Kaybına Etkisi Nedir?

Sera içi sıcak olduğu için sera içindeki topraktan bir miktar su buharlaşır. Sera içi toprağının nem basıncının düşmesi nedeni ile dışarıdaki basıncı yüksek ve soğuk olan toprak nemi sera içine doğru hareket eder. Bu da sera içi sıcaklığın düşmesine başka bir deyimle ısının sera dışına taşmasına neden olur. Bu ısı akışına engel olmak amacıyla seranın dış drenaj sisteminin yapılması gerekir.
Aşırı su örtü altında bitki gelişmesini sınırlandırdığı, verimi düşürdüğü ve ısı kaybına neden olduğu sürece sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca yüksek taban suyu örtü altı topraklarının tuzlulaşmasına da neden olur. Örtü altında özellikle seralarda drenaj sorunu kendini gösterir. Ayrıca yüksek toprak neminden kaynaklanan bakteriyel yada mantarı hastalıklar azaltılabilir yada önlenebilir. Fidelerde görülen çökelten hastalığı, domateslerde görülen kahverengi leke, hıyarlarda görülen hıyar uyuzu gibi hastalıklar çoğu zaman drenaj yetersizliğinden kaynaklanır.
Bazı yerlerde olduğu gibi (İzmir-Balçova) taban suyunun yüksek olduğu bitkilerde istenmeyen yumuşaklıkların önüne drenajla geçilebilir.
Seraların kapalı bir sistem olması nedeni ile yağış sularının etkili olmadığı düşünülürse yağış sularının sera çevresinden uzaklaştırılması yanında bu sular sera içinde de taban suyunun yükselmesine neden olur. Ayrıca sera içindeki bitkilerin sulanması nedeni ile bitkilere verilen suların fazlası da taban suyunu yükseltir.
Özellikle ülkemizde seralarda yetiştiriciliğin sera taban toprağında yapılması nedeni ile bu sorun kendini daha çok gösterir. Seralarda drenaj iç ve dış drenaj olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır.
Devamını oku »